Posted by Omer Ekinci | Posted in Fikirler | Posted on 21-06-2010
5
20 altın kural serisine devam ediyoruz. Daha önce biliyorsunuz Kulüp etkinliği düzenlemenin altın kurallarını yazmıştım. Hazır staj dönemi de gelmişken sırada stajdan en yüksek verimi elde etmenin yolları var. Kurallar arasına yazmaya gerek bile görmediğim bir ön-kural var ki o da asla ve asla naylon staj yapmamak gerektiği.
Gelelim kurallarımıza;
- Staja giderken abartısız ama çok şık ve sade giyinin. Anahtar kelime “zerafet”
- Çok heyecanlı görünmemeye çalışın. Sanki yıllardır çalışıyormuş gibi profesyonel bir profil çizmeye çalışın.
- Yeni iş yerinizde karşınıza çıkan herkesi çok hoş bir gülümsemeyle karşılayın. Mutlaka herkese “günaydın” / “iyi akşamlar” demeyi unutmayın. Ve unutmayın sadece kendi departmanınızın değil tüm şirketin ya da kurumun gözüne girmelisiniz. ,
- Tanıştığınız herkesle tokalaşın, gerçek bir iş insanı gibi ve profesyonelce tokalaşın. Karşınızdakine güven verin ve gülümseyin, adınızı ve oranın yeni stajyeri olduğunuzu söyleyin ve duyduğunuz ismi asla unutmayın.
- Çok şirin ve sempatik olmaya çalışmayın, 10 bugs bunny gücünde sempatikliğiniz bile olsa çok fazla şaka – espri yapmayın. Yerli yerinde konuşun yerli yerinde espri yapın.
- Sizi normal bir iş insanından ayıran en önemli özelliğin yaş farkı olduğunu unutmayın ve sizi tanıyan herkesin sizin için “Yaşından çok daha olgun” demesini sağlayın.
- Erkekseniz kot pantolon ve tişörtle değil en azından gömlekle gitmeye gayret edin. Smart casual giyim tarzını benimseyebilirsiniz örneğin. Bayansanız saçlarınız Rapunzel gibi ortalığa saçılmasın
Dertli olmak istemiyorsanız derli toplu olun
- Emin olun şirkette hiçbir üstünüz, hiçbir şefiniz size “takmaz”! Kimse sizin kendisinin yerini alacağından korkmaz emin olun onlar kimleri kimleri eskitmiştir kim bilir
O nedenle onlarla aranızın iyi olmamasına bahane olarak “Şef bana taktı!” gibi bir bahane komik olacaktır. Siz iyisi mi aranızı iyi tutun.
- Staj kelimesini staj dosyasını imzalattığınız andan itibaren unutun. Orası sizin iş yeriniz ve sizin de ekmek tekneniz. Farz edin ki başbakanımızın sözünü dinlediniz ve evde 3 tane yavrunuz ekmek bekliyor. Bu denli ciddiyetle ve gemileri yakmış bir şekilde o şirketten maksimum faydayı çıkartmaya çalışın.
- Yine 3 çocuğun evde sizden para beklediğini hatırlayın ve sakın ama sakın size verilen işi beğenmemezlik yapmayın. Temizlik de yapmanız gerekebilir fotokopi çekmeniz de.. Asla ama asla iş seçmeyin, ne iş verilirse verilsin kendinizden emin bir şekilde ve sanki verilen iş “dünyayı kurtarmakmışçasına” ciddiyetle yaklaşın. Emin olun o gülümseyerek kabul ettiğiniz her iş size referans olarak geri dönecektir.
- Staj bitsin de kurtulayım diyorsanız yanlış yerdesiniz. O staj yerine her gün sonsuza kadar çalışacakmışsınız gibi bir enerjiyle gitmezseniz o şirket de sizin için “bitse de gitse” der.
- Şirketin enerji kaynağı olmaya çalışın (Ama kural 5′i de unutmayın şaklabanlıkla değil hızınızla, enerjinizle ve güler yüzünüzle enerji kaynağı olun)
- İnsanlara görev ve yetkisine göre değişen oranlarda değil herkese eşit ve en üst düzeyde saygı gösterin. Kimin yarın ne olacağı belli olmaz. Gerçi bu kurallar iyi ve erdemli insan olmanın kuralları her şeyden önce ve hedef de zaten iyi stajyer olmaktan öte iyi ve erdemli insan olmak ama yine de bu kuralların stajda da çok işinize yarayacağını söylemek isterim.
- Verilen her işe +1 kuralıyla yaklaşın. 1 saatte bitirilmesi gereken işe kendi +1 inizi katın ve 50 dakikada bitirin. Kendi bardağınızı mutfağa götürürken iş arkadaşlarınızın bardaklarını da götürün. Eliniz aşınmayacak emin olun
Ama + puan alacaksınız. Her işi “biraz daha iyi” yapın. Bu sizi toplamda “çok daha iyi” yapar.
- Sizden başka stajyerler varsa belli etmeden onlarla rekabet edin. Onlardan daha iyi olmaya gayret edin. Unutmayın şefe hangi stajyerin en iyi olduğu sorulduğunda verilen cevabı staj dönemindeki performansınızla siz belirliyorsunuz. Bu cevap siz olmaya çalışın. Bu arada diğer stajyerlerle gizli rakip olmakla birlikte açıkça arkadaş olmayı da unutmayın.
- Asla ve asla staj yerinde özel telefonunuzla uğraşmayın. Mesajlaşmayın, uzun telefon görüşmeleri yapmayın. Hele hele şirketin telefonunu sakın kullanmayın.
- Yaptıklarınızı ballandıra ballandıra, bire bin katarak anlatmayın. Siz sadece iyi çalışın. Şefiniz ya da patronunuz zaten sizin neler yaptığınızı görecektir. Yaptıklarınızı gözlerine sokmanız ise antipatik durabilir.
- Sadece verilen işi yapmayın, sizin gözünüzle her şeyin nasıl çok daha iyi olabileceğinize dair fikirler oluşturup uygun bir dille şefinize sunun. Ama bunu da abartmadan yapın :)
- Ara sıra şefinize çalışmanızdan memnun olup olmadığını sorun ve kusurunuz olursa söylemesini ve doğruyu göstermesini rica edin. Eleştiriyle beslenen çalışanları herkes sever. Onlar da “nasılsa 3 günlük stajyer” gözüyle bakmayıp sizi stajyer gibi değil kalıcı çalışan gibi görürler.
- Ve final! Zamanlamaya çok önem verin. Asla geç kalmayın, işten erken çıkmayın, çok acil durumlar dışında izin istemeyin. Staj yerini hayat boyu size kapıları açık bir iş alternatifi haline getirmeden stajınızı bitirmeyin.
Stajınızda başarılar.

1- Çok şık ama abartıya kaçmadan giyineceksin
2- Çok heyecanlı gözükme sanki yıllardır çalışıyormuş gibi profesyonel görün
3- Çok hoş bir gülümsemeyle karşıla herkesi.
4- Tanıştığın herkesle tokalaş ve gülümse, adını söyle ve duyduğun adı asla unutma.
5- Çok şaka – espri yapma yerli yerinde konuş yerli yerinde espri yap.
6- Yaşından daha olgun davran
7- Ne istediğini bilen biri olduğunu hissettir.
Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel | Posted on 12-06-2010
0
Türkiye’de okur yazarlık oranı her ne kadar zamanla artsa da gerçek okuma oranı hala çok az. Eğitim şart! diyerek hep bu duruma karşı şikayetimizi belirtir olduk hatta, bir reklam filminden kalan bir sloganla.
Biz şikayet ededuralım bir grup genç Düşün Taşın Derneği adı altında dernekleşti ve 40 haftaya yakın süren bir serüvenle İstanbul’un her yerinde, olur olmaz yerlerde kitap okuma etkinlikleri yaptılar.
Bunlardan 3′üne ben de katıldım ve yaptığı işi çok ciddiye alan ve profesyonelce yapan genç başarılı bir grupla karşılaştım.
Şimdi bu başarılı arkadaşlarımız 20 bin kişiyi bir araya getirerek Guinness Rekoruna imza atmaya hazırlanıyor. Siz de bu projeye destek olun ve Eğitim Şart! derken boşa dememiş olun
YER: Ali Sami Yen Stadyumu
TARİH: 13 Haziran 2010 Pazar
SAAT: 09:30 – 12:00
Program Akışı:
9:30-10:30 Katılımcıların Stadyuma Alınması
10:30-11:00 Rekor Hazırlıklarının Kontrollerinin Yapılması
11:00-11:15 Açılış ve Protokol Konuşmaları
11:15-11:45 Kitap Okuma Rekor Denemesi
12:00 Kapanış

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel | Posted on 12-06-2010
0

Şu feed’imde değerli elektronik mühendisi arkadaşım Coşkun Taşdemir çok ilginç bir anısını paylaştı.
Bir hocası demiş ki
“Bizde bilgiye patates kadar değer verilmez . Adam patates alınca karşılığında para vermesi gerektiğini bilir, ama örneğin bir avukata birşey danıştığında ona bir karşılık vermeyi düşünmez bile”
Bilgi toplumu olmakla övünüyoruz ya hani, diyorum ki yavaş yavaş patates toplumuna dönüşsek de üretilen bilgi, birikim değerini bulabilse?
Posted by Omer Ekinci | Posted in Başarı hikayeleri | Posted on 06-06-2010
2
Napolyon bir savaş kaybettikten sonra, generaline sormuş; “Neden yenildik?..”
General cevap vermiş; “Efendim 98 tane sebep var!…”
“Say” demiş, Napolyon ve general başlamış saymaya; “Bir; barut bitti, iki….”
Napolyon, generalin sözünü kesmiş ve demiş ki
“Gerisini sayma, barutu biten ordu savaş kazanamaz!..”
Mazeret ararsan yüzlerce bulursun, ama sebep ararsan BİR tanedir.
Mazeret bulursan o başarısızlıktan faydalanamazsın. Yani 100<1
Posted by Omer Ekinci | Posted in Hayattan hikayeler | Posted on 02-06-2010
0
Ders almak iyidir, ama aynı hatayı bilmem kaçıncı kez yapmıyorsanız. Aksi takdirde bu sizin için deneyim olmaktan çıkıyor. Aynı şeyi defalarca yaşamak neye benziyor biliyor musunuz?
Temel ölmüş ve mezar taşına şunu yazdırmış :

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Profesyonel yaşam | Posted on 29-05-2010
2
Bir otele kablosuz internet donanımı satıyoruz. Otelin bilgi işlem müdürü ile bir telefon diyaloğu :
- Ömer Bey bu cihazın daha uzun menzillisi yok mu ? Sizin bize verdiğiniz 500 metrede sağlıklı çalışıyor. X firması aradı onlarda 2 km menzillisi varmış.
- Ahmet Bey, sizin otelin bahçe dahil en uzak mesafesi 500 metre değil mi?
- Eveet ama almışken uzununu alalım!
- Evet yan otelin müşterileri de bu hizmetinizden faydalansın değil mi?
– Haaaaaaa!?!
Bir başka hikaye, Bluetooth marketing ile ilgili bir marka yetkilisi
- Ömer Bey, Bluetooth’da 300 metrekarelik alanımız az değil mi? Google’da baktım 5 km çaplı Bluetooth göndericileri varmış.
- Yeliz Hanım, bizim stratejimiz 5 km ötedeki insanlara spam yapmak mı? Yoksa billboard’ınızın önünden geçenlerin cebine reklam videosunu yollamak mı?
– Haaaa, ay evet haklısınız!..
Ne olacak biz insanların daha büyüğünü, daha uzun mesafelisini, daha yenisi, hayat boyu kullanmayacağımızı bildiğimiz bütün özellikleri içerenini isteme halimiz..
“Almışken iki numara büyük alalım, çocuk büyüyünce de giyer”
Tabii, tabii emin ol giyer!
Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel | Posted on 12-05-2010
1

Bazen insanın hatayı kendinde aramasında, ego gibi dev bir engel çıkabiliyor karşısına. Aklı, mantığı, sağduyusu hepsi bırakıyor yerini egoya, ego karar veriyor haklı mı haksız mı olduğuna.
Her şeyi ben bilirim diye söze başlayan birinin hatasını kabul etmesini nasıl bekleyebilirsiniz, öyle değil mi? Demek ki her zaman hata payı olmalı..
Temel İngiltere’ye gitmis, arabasıyla otobanda giderken bir anons duymuş
- Delinin biri ters yönde gidiyor, dikkatli olun!
Temel bir yandan sinirlenmiş bir yandan homurdanmış:
- Hangi biri hangi biri, hepsi deli hepsi deli!
Posted by Omer Ekinci | Posted in Etkinlikler | Posted on 27-04-2010
0
Eğitişim’i bilmeyenimiz, duymayanımız kalmamıştır herhalde. Bence Eğitim’e inovasyon katmış bir şirket. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler ya, Eğitişim de böyle bir şirket, yaptıklarına bakmak yetiyor tanımaya. Bu nedenle de düşünmeden kabul ettim davetlerini.
Dijital Dünyanın Patronu Olmak Programı içerisinden “WOMMer ve Bloggerlar ile Yeni Alternatifler” konusu ile 2 Mayıs Pazar günü 13:30-15:30 saatleri arasında Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nde olacağım.
Egitisim-blog’da uzun süre yazar olarak bulunmuştum zaten. Bu deneyim de hem benim için hem de Eğitişim ailesi için güzel bir deneyim olur umuyorum.
Posted by Omer Ekinci | Posted in Profesyonel yaşam | Posted on 20-04-2010
1
Mutlaka uyulması ve en azından bilinmesi gereken on kural
Küresel İlkeler Sözleşmesinin On İlkesi:
Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 10 ilkesi, insan hakları, işçi hakları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanında evrensel olarak kabul görmüş beyannamelerden alınmıştır. Küresel İlkeler Sözleşmesi şirketlerden bu ilkeleri kavramalarını, desteklemelerini ve uygulamalarını beklemektedir.
İnsan hakları:
1. İlke: İş dünyası uluslararası ilan edilmiş insan haklarına destek olmalı ve saygı göstermeli,
2. İlke: İş dünyası, insan hakları ihlallerine fırsat tanımamalı,
3. İlke: İş dünyası çalışanların sendikalaşma özgürlüğünü desteklemeli ve toplu müzakere hakkını etkin biçimde tanımalı,
4. İlke: İş dünyası, her türlü zorla ve zorunlu işçi çalıştırılmasını engellemeli,
5. İlke: İş dünyası, çocuk işçi çalıştırılmasının önüne geçmeli,
6. İlke: İş dünyası, işe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığın önüne geçmeli,
7. İlke: İş dünyası çevre sorunlarını önleyici ve çevreyi koruyucu yaklaşımları desteklemeli,
8. İlke: İş dünyası çevreye yönelik sorumluluğu artıracak her türlü faaliyeti ve oluşumu desteklemeli,
9. İlke: İş dünyası çevre dostu teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını desteklemeli,
10. İlke: İş dünyası rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla mücade etmelidir.