Birkaç gündür üzerinde çalıştığım kişisel blogumda, bir an önce temelini atayım, katları çıkayım, kaba inşaatı bitirip iç işçiliğe geçeyim diye beklerken aksilik beni ilk yazımı eklemeyi hayal ettiğim gün buldu.
Arada bir gerekiyor mu ne aslında, yoksa kıymetini bilemiyor insan vücudunun. Geçen hafta Pazar günü koşuya çıktığımda beni taşıyan, haftaiçi Boks antremanlarında zıp zıp zıpladığım ayağımın tabanını ciddi derecede zedeledim iskeleden atlayış sırasında.
Yine de umut var.. Nerede biliyor musunuz? İyi olunacağına dair umut + ayağın verdiği geçiri rahatsızlık + sürekli böyle kalmayacak olmanın verdiği mutluluk..
Bilir misiniz bilmem Engelli vatandaşlara temsili askerlik diye bir kavram var son birkaç yıldır. Genelkurmay belli bölgelerde Engelli vatandaşlara asker olma duygusunu tattırmak için kısa süreli askerlik programı düzenliyor. Göz yaşartan bir uygulama, kim fikretmişse aklına sağlık.
İnsan için de bu gibi durumlar da bir anlamda temsili sakatlık.. Kâbus görür de uyanırca mutlu olursunuz ya “oh be kabusmuş” diye..
Böyle duygular içinde bir merhaba, gecikmiş bir merhaba, ne zamandır ihmal ediyordum, sırası geldi
Zaten günlük de tutamazdım ben küçükken..
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 You can leave a response, or trackback.


İnsanın bedenindeki sakatlık değil bence kafasının içindeki, düşüncesindeki sakatlık mühim Hocam…
Beden sağlam olsa da sakat düşünceler insanı yerden yere vurmaya yetiyor ne yazık ki…
Sitenize geç kalmışım ama hayırlı olsun ve size de geçmiş olsun dileklerimi iletmek istedim Hocam,
Saygı ve sevgilerimle,
Saadet Gökçe