En son ne demis?...

  •  

Memet Ali ve Erman Hoca mavi yakalıların sonunu mu getirecek?

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Fikirler | Posted on 08-04-2010

9

Memet Ali ve Erman Hoca mavi yakalıların sonunu mu getirecek?


Otomasyon çözümleri geliştiren bir sektörde 5. yılını doldurmak üzere olan biri olarak açıkça söyleyebilirim ki fabrikasındaki insansız otomasyonuyla övünen bir şirketin reklamını izledim ve tüylerim diken diken oldu.

  • “Burası bir boru fabrikası.”
  • “Şu anda tam kapasiteyle üretim yapılıyor.”
  • “Ama ortada hiç insan göremiyorum.”
  • “Bunun adına otomasyon diyorlar.”
  • “Yani sıfır insan hatası.”

Bu cümleleri bir dönem Ayşe Özgün’ün, Uğur Dündar’ın üstlendiği tesis gezerek güvence veren memleketin sözüne itimat edilir abisi-ablası konseptinin yeni jönü Erman Toroğlu sarf ediyor.

Reklam filmini izleyelim, sonra devam edelim.

Sizce otomasyon sistemleri insan gücünü ortadan kaldırmak için mi vardır?

Diğer yandan İş Bankası Memet Ali Alabora’lı Bankamatik reklamını hatırlayalım.  “Bizde hiç insan çalışmıyor” vurgusu ile çekilen bu reklamı da izleyelim

Şimdi gelelim sonuca. İki soru geliyor aklıma

  1. Otomasyon sistemleri insanların daha verimli, daha az hata ile çalışmasını mı sağlar?
  2. İnsandan, insanın yerine geçecek robotlar ve bilgisayarlara doğru bir geçiş midir?

Erman Toroğlu’nun reklamının sonuna dikkat ettiniz mi? Erman Toroğlu “Bu gala daşlı gala” türküsünü okurken arkasındaki mavi önlüklü adamlara?

Kim o adamlar sizce? Evet, evet.. O adamlar işçiler, az önce Erman Toroğlu’nun fabrikada hiç birini görmediği için bunu bir başarı addettiği işçiler.

Duygusal baktığımı düşünebilirsiniz.  Gelecekte işler değişecek, belki mavi yakalı kavramı ortadan kalkacak.

Ama o zaman da insanın aklına şu soru gelmiyor değil.

İnsan nüfusu sürekli artarken, üstüne işsizlik sürekli artarken, bir de üstüne fabrikalarda otomasyon sistemleri artıp mavi yakalılar azalırken…

Sizce nereye varacak bu denklemin sonu?

En Çok Yorumlananlar

Comments (9)

Sadece burada da değil, İETT jetonmatiklerle de işçiyi ortadan kaldırıyor gibi geldi bana. Otomasyon belki insan hatasının etkisini düşürüyor ama insan gücünü yok sayıyor. Böyle olunca da işsizlik daha da artacak gibi geliyor bana da. Belki insan gücüne dayalı yeni ve farklı iş alanları olacak. Ancak yine de baktığımızda hemen hemen her sektörde otomasyona geçiliyor. Pazarlama dışında belki de.

Daha önce birkaç kez kendi blogumda yazdım. Bir tanesi ( http://ugurozmen.com/blog/is-hayati/krizde-insan-kaynagi )

Eğer çalıştığınız yer için bir “kıymet” (asset) iseniz, krizlerde – biraz ezilseniz de – işiniz garanti. Ama eğer kıymet değilseniz, “kaynak” da olsanız, daha ucuz bir başka kaynak ile değiştirilirsiniz. Ne de olsa denklemde “bölen” konumunda yer alırsınız. Bölen küçülürse, sonuç büyür.

Sizi daha ucuzu ile değiştirdiklerinde, siz de daha ucuz bir iş bulursunuz.

Bu nedenle, kıymet olmaya çalışın. Herkes için…

Otomasyon sistemleri ne kadar ilerlerse ilerlesin bence insana hep ihtiyaç duyulacaktır. Zaten bu otomasyon sistemlerini geliştirenler insanlardır. Herhangi bir hata veya sorun karşısında müdahale edecek olan yine insandır. Ama şu da bir gerçek ki, otomasyon sistemleri çalışan “mavi önlüklü adamlar”ın sayısını azaltacak, zamanı gelince, birtakım işlerde robotlar görevlendirilecek ve işsizlik tüm dünyada had safhaya ulaşacaktır. Biliyorum, felaket tellalı gibi davrandım ama bence gidişat onu gösteriyor Ömer Abi, naçizane..

Saygılar..

1- Her firma ya da bir çoğu otomasyona geçecek ve işsizlik bu nedenle fırlayacak düşüncesi bence çok uzak ve izafi bir duygusallık gibi :)

2- Otomasyon gelişimi, verimliliği ve üretim artışını gösterir. Ekonomi bu yönde gelişiyorsa bu da başka sektör ve istihdam alanlarını tetikler

3- Otomasyonu kuranlar da, takipe denler de insanlardır. Yapay zeka ya da sibernetik çözümlere insanoğlunun yetişmesi mümkün olmayacak.

4- Otomasyon sadece sıfır hata için değildir. İş süreçlerinde karar mekanizmaları yine insanlardan geçecektir. Yani bir önceki maddedeki yapay zekanın istenen seviyeye ulaşamayacağı v.s.

5- Son çalıştığım şirkette herşeyi teknolojik, sanal ve otomatik yapmaya çalıştık. Aldandık. Tayland şubesi bizden daha teknolojik idi ama bir o kadar da “manual process” barındırıyordu.

6- Sadece bakımı ve geliştirilmesi dahi “outsource” insan kaynağı oluyor zaten.

Bu liste uzayıp gidr. Uğur hocam doğru söylüyor, Ömer de işin duygusal tarafı ile aslında bir şeyler dikkatçekmek istiyor biliyorum :)

Aslında korkmakta haklısın ama Uğur Özmen’in de söylediği ve benim ekleyeceğim 2 durum var “kıymet” ve “yeni iş alanları”.
Uğur hocamızın da dediği gibi eğer değerli olursa o kişi mutlaka yer edinir ve iş sıkıntısı çekmez. Bu yüzden her zaman ve her yerde yapılması gerektiği gibi “işinin en iyisi olmak” lazım.

Bir de otomasyon işleri için robotlar devreye girecek ama bu robotların üretimi ve bunların üretilmesi için gerekli bir çok yan alanda iş imkanları olacak (çok küçük düşününce) yani iş alanlarının bazıları kapandıkça bazıları açılacaktır bu yüzden yenlikçi olmak, kendimizi geliştirmek en önemli konular oluyor. Korkmamak lazım :) Gündemi yakalayan, kendini geliştiren adam korkmaz ;)

Merhaba Ömercim,
Ben liseden arkadaşın Selim. Reklam ve halkla ilişkiler eğitimi almış biri olarak bu reklam beni de çileden çıkarttı. Aslında başlangıçta işe “reklam” ve “kaliteli reklam” denkleminde baktığımda bu rahatsızlığı duydum. İçeriğe gelirsek tam bir felaket zaten, bilimsel olarak tabi, ama bu tarz işerin çoğu zaman çalıştığına yani işini yaptığına (inanılması zor olsa da) sayısal olarak şahit oldum. Ünlü kullanımı (ki en bayat numaralardandır) yapayım demişler, boru ile Erman Hoca hedef kitlesini müthiş bir hayal gücü ama 0 yaratıcılıkla bir araya getirmeyi başarmışlar. Ki bir ton hata da cabası… İşe otomasyon yönüyle baktığımızda ise çok çok büyük bir pazarlama hatasına parmak basıldığını söyleyebilirim kanımca. Ülkemizin işsizlikle boğuştuğu şu günlerde hangi kendini bilmez insan böyle bir stratejiyle reklam yapar? Düpedüz intihar… Kısacası “çöp” ten başka birşey değil…

Saygılar

Olay gelecekse yüklenemeyeceğimiz kadar karışık bir şekilde geliyor üzerimize… Erman Hoca’yı hakemlikten şu noktaya taşıyan şekillenme, Mehmet Ali’ye çalıştığı gibi hepimiz için çalışacak Mavi yakalımız azalacak mı? Belki evet, belki hayır… Belki artacak bile, mavinin tonu ve yeri biraz değişmiş olacak o kadar…

Benim için yazının gizliği başlığı “Beyaz Yakalılar Mavi yakalıların Sonunu mu Getirecek” şeklindedir.

Beyaz Yakalılar’ın geliştirdiği otomasyonlar, yazılımlar kol gücüne dayanan üretim modelini belki sıfırlayamayacaktır ama önemli ölçüde azaltacağı kesin. Bu da gelecekte yeni bir işçi sınıfı modelinin -beyin gücünün ağırlık kazandığı- gelişeceğinin habercisidir. Çünkü hiçbirşey durağan değildir. Mavi Yakalılar da gelişen yeni koşullara göre kendilerini geliştireceklerdir. İş makinelerinin tarıma girmesi de benzer bir kaygıyı yaratmıştı, ama aynı işçiler o makineleri kullanmayı öğrendiler.

Bu reklamı bir süre önce bende blogumda eleştirmiştim. Mavi yakalının sonunu getirir mi emin değilim? Ama bence reklamcılığın sonunu getirebilir:

Bu arada şu temanızdaki yorum kısmını türkçeleştirseniz. tema dosyalarının arasında comments.php de olsa gerek.

Write a comment

Additional comments powered by BackType