Değişmedikçe zihniyet, neylesin Star Alliance!
Posted by in Genel05.00 de kalkıp 1 saatte havalimanında olduk.(Olması gerektiği gibi). İstanbul’da ve birçok havalimanında gördüğüm, x-ray’den geçerken dizüstü bilgisayarı da çıkarıp plastik kasalara koyma zorunluluğu İzmir’de yoktu. Çantalarımızdaki onlarca elektronik ve bataryalı aletin ne olduğunu kimse sormaya gerek duymadı. Sabah sersemliği deyip geçtim.
Bir diğer konu, sabahın erken saatlerinde en uygun rakamlara uçulabiliyor biliyorsunuz. Bir de yaz dönemine gelinmesi, sanıyorum haftasonu tatilcileri filan biraraya gelmesiyle, Nokia’nın Snake oyununda en son aşamaya gelmişçesine bir kuyruk oluşmuştu İlgili havayolu şirketine ait check-in masalarında. Bunun yanında 3 masa ayrılan ve kırmızı halı ile işaretlenmiş Business Class check-in masalarının bomboş olması da ilginç bir ironiydi.Ama anlatacağım konu ne x-ray’li güven(siz)lik ne de check-in ironisi. Biletleri organizasyonunda yer aldığımız sanatçının menejeri ayarladığı için bizde bir yazılı belge yoktu. Başvurup kimlikle biletleri almamız gerekiyordu. “07.00 – 08.00 arası tek bir İstanbul uçağı var, onu sorun yeriniz orada ayırtıldı” şeklinde tarif edilen rezrvasyonumuzu, karışıklık olmaması için görevli hanımefendiden yardım istedim. (Düşünün o kadar kuyruk beklemenin hemen sonrasındayız, arkamızda 50′den fazla kişi var)
- Özür dilerim, tam saatinden emin değilim ama 07.00-08.00 arası İstanbul’a Atatürk Havalimanına inecek olan uçağınızda 2 kişilik biletim olacaktı.
- Beyefendi, 07.00-08.00 arası uçağımız yok İstanbul’a, 08.15′de var.
- Nasıl olur?, 07.’li hatırlıyorum ben?
- Yok beyefendi Pegasus’tur o Pegasus’tur, bakın tee şurada , oraya gidin.
- Sizin şirkette olduğuna eminim bir bakar mısınız lütfen?
- Beyefendi 08.15′den önce bir tek 07.00 uçağı var!
- E tamam işte??
- Eeeee ama siz bana 07.00 demediniz ki? 07.00-08.00 arası dediniz!!
Kuruma mâl etmek doğru değil, o yüzden kurumun adını belirtmek istemedim. Ama müşteri ilişkilerini de geçtim başarılı iletişimin de temeli değil midir olumlu ve esnek olmak?
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 You can leave a response, or trackback.




Bir kişi bile olsa o kişi kurumu temsil ediyor ve bu durum kurumun sorumluluğu diye düşünüyorum. Kurum neyi önemsiyorsa çalışanları da buna adapte etmeli.
İletişim, en çok adı geçen ve önemsendiği söylenen ama esasında doğru olarak kurulmakta en zorlanılan şey değil mi?