Bir otele kablosuz internet donanımı satıyoruz. Otelin bilgi işlem müdürü ile bir telefon diyaloğu :
- Ömer Bey bu cihazın daha uzun menzillisi yok mu ? Sizin bize verdiğiniz 500 metrede sağlıklı çalışıyor. X firması aradı onlarda 2 km menzillisi varmış.
- Ahmet Bey, sizin otelin bahçe dahil en uzak mesafesi 500 metre değil mi?
- Eveet ama almışken uzununu alalım!
- Evet yan otelin müşterileri de bu hizmetinizden faydalansın değil mi?
– Haaaaaaa!?!
Bir başka hikaye, Bluetooth marketing ile ilgili bir marka yetkilisi
- Ömer Bey, Bluetooth’da 300 metrekarelik alanımız az değil mi? Google’da baktım 5 km çaplı Bluetooth göndericileri varmış.
- Yeliz Hanım, bizim stratejimiz 5 km ötedeki insanlara spam yapmak mı? Yoksa billboard’ınızın önünden geçenlerin cebine reklam videosunu yollamak mı?
– Haaaa, ay evet haklısınız!..
Ne olacak biz insanların daha büyüğünü, daha uzun mesafelisini, daha yenisi, hayat boyu kullanmayacağımızı bildiğimiz bütün özellikleri içerenini isteme halimiz..
“Almışken iki numara büyük alalım, çocuk büyüyünce de giyer”
Tabii, tabii emin ol giyer!
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 You can leave a response, or trackback.


Özellikle Türk insanında vardır bu
Süper olmuş yazı
Bilişim konusunda her alanda geçerli maalesef bu.
Bazı şeyler sırf bulunsun, “bizde de” olsun mantığı ile yapınca sırıtabiliyor. Müşteriye ya da beraber çalıştığınız kişilere bunun gereksizliğini belirtince ya işten kaytarıyorsun oluyor ya da “her şeye mualif olduğumuz” düşünülüyor. İnsanlara samimiyetinizi inandırmak zor iş.