“Yükselirken üzerine bastığın ve yanından geçtiğin insanlara dikkatli bak, düşerken yine onları göreceksin”

mountain_climb

Tabiatın kanunu bu, her yükselişin bir düşüşü var. İş hayatı her ne kadar savaş ise de bu savaşı kendinizle yapın, düşman kazanmayın.  Hayatta kalmak için öldürmek yalnızca vahşi doğada geçerlidir, unutmayın.

İnsan kazanmak her zaman için para kazanmaktan çok daha değerlidir. Çünkü parayı da insandan kazanıyoruz ve insanı kazanırsak, evet, parayı da kazanırız, çünkü insanı kazanmak için ona değer vermemiz ve ona değerli olanı layık görmemiz, ona fayda sağlamamız, onun da bunun karşılığı ödemesi anlamına gelir.

Bu denklem, insan kazanın ki onu kolay söğüşleyebilesiniz demek değil. Zaten iş hayatında amaç para da değil :)

İş hayatında amaç, başarı kazanmaktır, satış başarısı, büyüme başarısı, ciro başarısı, kârlılık başarısı, üretim başarısı, inovasyon başarısı.. Dikkat edin hepsi size para kazandıran şeyler değil mi? Dolayısıyla para da bizim başarımızın sayılabilir olmasını ve karşılıksız kalmamasını sağlayan bir değer. Yani bir cetvel..

Ne yaptık? İnsan kazandık ve onu salt para kasası gibi görmekten vazgeçtik.. Son olarak?

Rakibinizin elinden müşteri de alsanız, çok önemli bir ihaleyi, o ihale kendisi için son şans olan bir şirketin elinden de alsanız, ona iyi davranın! Rekabetiniz asla rakibi öldürmek için olmasın, rakibiniz ne kadar iyiyse, siz de o kadar iyiden biraz daha fazla iyi olmak zorunda olacaksınız çünkü!

Tekrarlıyorum!

“Yükselirken üzerine bastığın ve yanından geçtiğin insanlara dikkatli bak, düşerken yine onları göreceksin”

3207223869_34d99f41daBu cümleyi Uğur Özmen’in kaleminden duyduğumdan beri şikayet kelimesi nerede geçse aklıma gelir. Benny Hill’in bir sözü.

Genelde müşteri memnuniyeti ve memnuniyetsizliği gözüyle bakılsa da, ben bu yazımda bu cümleye biraz daha farklı bakmak istiyorum. Ortada müşteri filan yok, unutun müşteriyi, insanlar var, çevreniz var, aileniz var, sevgiliniz var, dostlarınız var, sevdikleriniz ve sevmedikleriniz var. Yani sizin sosyal hayatınız

Hepimiz kendimize sorarız, “Acaba çevrem benden memnun mu?” diye. (Sormuyorsak o da başka bir sorun) Eğer cevabımız “En azından hiç eleştiren yok” ise bir kez daha düşünmeliyiz.

Şimdi düşünelim, eğer eleştiri yoksa bu mükemmel olduğumuz anlamına geliyor mu?

Gelmiyor!

Peki neler olabilir mükemmel olmadığımız halde eleştirilerin önünü kesen şey? Bu soruları kendimize soralım mı?

  • Alıngan olabilir miyiz? Bir yakınımız “Eleştirsem şimdi bir saat surat yapacak, iyisi mi boşver” diye düşünüyor olabilir mi?
  • Eleştirilince agresifleşiyor olabilir miyiz? Beden dilimiz“Eleştiriye çok açık bir insanım ama olumsuz eleştirirsen canına okurum” diyor olabilir mi?
  • Çevrenizdeki insanlar sosyal statünüzden dolayı, makam, mevki, güç, kuvvet, şah, şöhret gibi öne çıkan ve sizinle kötü olmak istememelerinden dolayı eleştirmiyor, hatta pohpohluyor olabilir mi?
  • En kötüsü; sizin eleştirilerle düzelemeyeceğinizi, iflah olmayacağınızı düşünerek “ne halin varsa gör” diyor olabilirler mi?

Eğer hepsine “Hayır” diyorsanız ve yine de eleştirilmiyorsanız, siz mükemmelsiniz! :)

superego

Kazanmak için çok çaba göstermek, delice bir tutkuyla yaptığın işe sarılmak ve uzunca bir süre o işin üzerinde istikrarlı bir grafik çizmek gerekir.

Gerçek kazanma budur.

Kısa  yoldan, kestirmeden zengin olmak için yapacağınız tek şey, fare kapanına girmek..

mouse-trap-cheese

  • Çalışmaya zaman ayır, ödülü başarıdır.
  • Düşünmeye zaman ayır, gücün kaynağıdır.
  • Oynamaya zaman ayır, ebedi gençliğin sırrıdır.
  • Okumaya zaman ayır, bilgeliğin temelidir.
  • Dost olmaya zaman ayır, mutluluğa giden yoldur.
  • Hayal etmeye zaman ayır, yüksek gayelere bağlanma yoludur.
  • Sevmeye, sevilmeye zaman ayır, Allah’ın ayrıcalığıdır..

(Kaynak : Boğaz’ın Şövalyesi, Faruk Mercan)

Yapmayı bilmeyen,yapmak istemeyenden çok daha iyi iş çıkartır!
ÖE