Desnet Grubu projelerinde yer alacak, Mecidiyeköy ofisimizde tam çaprazımdaki masada oturacak bir mesai arkadaşına ihtiyacımız var.
  • Bildiğimiz birçok şeyi öğreteceğimiz,
  • İlk gününden itibaren müşteri deneyimi yaşayacak,
  • Boyundan büyük işlere kalkışmayı seven
  • Önce “yaparım” deyip sonra nasıl yapacağını öğrenmeyi seven
  • 18-25 yaş arası ve yoğun çalışma temposuna ayak uydurabilecek
  • 1 yılda 10 yıllık birikim elde etmek isteyen.
  • Tam zamanlı çalışacak tam bir iş azmanı

Edit : Çok soruldu, açıklığa kavuşturalım, yetiştirilmeye hazır dediysem de yine de elbette bir maaş söz konusu olacak. Başlangıç için ve arkadaşımız kendini geliştirip yetiştirene kadar bir başlangıç maaş olacak.

Genç bir ekip arkadaşı arıyoruz. Böyle birini tanıyorsanız bize yönlendirin, başvuru için ik@desnet.com.tr

Not: Mailde Referans Kodu olarak CinGibi yazınız

Bir yöneticiyseniz ve yönettiğiniz yapıda (doğal olarak) birçok çark aynı anda dönüyorsa şöyle bir şikayetiniz olabiliyor.

Hangi birine yetişeyim?

Bana kalırsa bir yöneticinin böyle bir şikayeti olmamalı, olamamalı. Ama varsayalım oldu. Genelde işin keyifli taraflarına yönelmeyi tercih ediyor insan istemli ya da istemsizce.

Diyelim şirkette ciddi bir kriz var. Hadi bir de örnek verelim, mesela şirketin acilen oradan taşınması gerekiyor, sığamadığı için ya da yüksek maliyetlerden dolayı. Yönetici bu konuda radikal bir karar alamayabiliyor.

Neden? Çünkü araba ağır aksak da olsa gidiyor.

Oysa keşke gitmese! Hiç değilse derdinizle yüzleşip süreç biraz kanlı da olsa yeni bir araba alırsınız. Ya da yürürsünüz, aklınız başınıza gelir. Ama o arabaya binmezsiniz! Çünkü binmemelisiniz esasında. Aksayan, yavaş giden bir aracın sizi ne zaman yarı yolda bırakacağı belli olmaz. Murphy Kanunlarına göre de zaten sizi en bırakmaması gereken zamanda yarı yolda bırakacaktır :)

Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder” diye bir söz vardır. Emin olun yarım karar da sonuçtan eder.

Şirket büyüyor, sorunlarla uğraşmak yerine akarken dolduralım” zihniyetiyle bakan yöneticilerin şirketlerinde o sorunlar şirketle aynı ölçüde büyür. Hatta şirket yavaşladığı zaman daha da hızlı büyümeye başlar.

Bir “Yapılacak işler listesi” bu noktada çok işe yarar. Kırmızı kalemle sürüncemede olan işleri yazın.

Göreceksiniz, bitirilmesi en çok keyif veren işler de bu sürüncemede bırakılan işler olacak.

Çok yakın arkadaşlarım var, onlar bile bazen eğer teknolojiyle çokiçli dışlı değilse bana şu itirafta bulunabiliyor : “Ömer biliyorum birçok şey yapıyorsunuz ama siz tam olarak ne yapıyorsunuz?”

Herkes her konunun teknik ayrıntılarını bilmek zorunda değil elbette. Ben de geçen hafta Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin Sıfırın Altında Marketing’10 etkinliğinde yaptığım Vodera – Bluetooth Marketing nedir? Sunumunu buradan yayınlamaya karar verdim. Buyurun, bir göz atalım; Bluetooth Marketing neymiş, ne değilmiş?

View more presentations from omerekinci.

HSBC’nin harika bir mottosu var : Dünyanın Yerel Bankası / The World’s local bank

Bu mottoyu da etkilemiş olan ve son 10 yılda etkisini hissettirmeye başlayan glokalizasyon (Glocalisation) küreselliğe giderken yerel değerleri gözardı etmemeyi anlatıyor. Yanisi 60 ülkede at koşturacaksanız 60 ülkeyi de avucunuzun içi gibi bileceksiniz, bilmelisiniz demek oluyor. Ve hatta “Gidemediğin yer senin değildir” sözünü bangır bangır bağırıyor bu durum.

Bugün güzel bir hikaye duydum. Aspirin’in pazarlama öyküsü

Pazarlama ekibi Aspirin’i dünyanın her yerinde tutundurmak için inanılmaz bir kampanya hazırlamış. Bu kampanyaya göre dünyanın her yanında, birçok mecrada aşağıda benim benzetmeye çalıştığım gibi bir reklam çalışması yayılmış.

Çok basit bir kurgu ile önce başı ağrıyan adam görseli, sonra Aspirin görseli, sonra da baş ağrısı geçmiş ve gülümseyen adam görselinden oluşan basit bir reklam kampanyası öyle bir tutmuş, öyle bir tutmuş ki Aspirin çok kısa içinde birçok ülke pazarında yerini almış.

Gel gelelim Suudi Arabistan’da ürünün satışları kampanyayla %1 bile artmamış, bırakın artmayı azalmaya başlayınca markanın pazarlama stratejistleri yerel pazarlamacılara danışmayı akıl etmişler.

Arap pazarlamacıların tespiti çok basit ve çok netmiş :

- Araplar her şeyi TERSTEN OKURLAR!

Çok duygusal milletiz. Nokta!

Muhtemelen iş hayatına profesyonelce bakan ülkelerin şirketlerinde ve çalışanlarında bu denli olmuyordur. Bizim ülkemizde ise insanımızın duygusallığı iş hayatına ciddi derecede yansıyor.

Neler oluyor bir bakalım duygusallığı işe karıştırınca

  • Öncelikle kavgasını sonradan eden bir milletiz, “Kervan yolda düzülür”  sözünü atasözlerimizin arasına kim karıştırdı bilmiyorum ama tanışmak isterdim kendisiyle.
  • Başta her şeyi en kötü senaryosuyla birlikte düşünüp konuşuyor olsak belki birçok sorun kendiliğinden hallolacak. Ama heyhat! Zamanla sorunlar su yüzüne çıktıkça “bu çalışanı hiç tanıyamamışım“lar başlıyor, “nereden girdim bu şirkete“lerin sonu gelmiyor.
  • Bir şirketten ayrılma ya da birinin istifa etmesi gibi durumları inanılmaz kişiselleştiriyoruz. Duygusallığa bağlıyoruz konuyu : “Bizi yarı yolda mı bırakacaksın?” tipi diyaloglar herhalde dünyanın pek az ülkesinde kullanılıyordur.
  • İşten çıkartılan kişiler için de şirket birdenbire kapitalizmin tek dişi kalmış canavarına dönüşüyor. Elbette işten çıkmanın da çıkarmanın da bir etiği var, bu etiğin sağlandığı koşullar için konuşuyorum zaten. Sanki o şirket dünyanın son şirketiymiş gibi, sanki çalışanın başka hiçbir tutunacak dalı yokmuş gibi. Oysa pekala çalışan için de bu bir fırsat olabilir, yepyeni bir şirket, belki başka bir sektör, belki yepyeni bir yaşam getirebilir bu işten ayrılma. Steve Jobs’un kendi şirketinden kovuluşunu düşünün, işten ayrılmaktan daha mı iyi bir durumdu? Hayır, ama Jobs bunu fırsata çevirdi.
  • Dikkat etmemiz gerekiyor, işten ayrılırken ya da bir çalışanımız işten çıkarken çok duygusallaşıyoruz. Çok kırılganlaşıyoruz, hırçınlaşıyoruz, çalışana karşı-şirkete karşı hatta patrona karşı. Hatalar yapıyoruz, güzel bir ayrılma değilse karşı tarafa zarar vererek ayrılma güdüsüyle güdüleniyoruz.
  • Oysa gelip geçici şeyler bunlar, ayrıldığınız bir şirkete aylar sonra uğrayıp bir kahvelerini içmek ve gerçekten gülen gözlerle karşılanıp uğurlanmak, ya da işverenseniz eski bir çalışanınız tarafından hep güzel anılmak, gördüğünüzde eski bir dostu görmüş gibi sarılabilmek, bunlar maaştan, sigortadan, primden şundan bundan çok daha değerli şeyler.
  • Kısacası çok duygusal olmamak gerek, karşı taraf hata yaptıysa hata yapmamak gerek. Ve dahi, çıktığınız kapıyı çarpmamak gerek, bir daha çalmanız gerekebilir..

Birkaç haftadır konuşulagelen bir Yakala.co mevzusu var hepinizin bildiği gibi. Ben de bu süreci takip edenlerden ve dış kapının mandalı olanlardan biri olarak fikirlerimi açık açık beyan ettim, krizin patlak verdiği dakikalarda bile.

Bugün gördüğüm kadarıyla yakala.co bir video yayınladı ve kör noktalara açıklık getirdi. Ben de bana direkt gelen sorulardan dolayı kendi tarafımla ilgili  birkaç maddelik bir açıklama yapma gereği duydum.

  1. Yakala.co markasıyla, şirketiyle ve yöneticileriyle hiçbir direkt temasımız olmadı.
  2. Yakala.co ajansları vasıtasıyla quizy.me’yi bir reklam mecrası kullandı ve bu süre 4-11 Ekim tarihlerinde başladı ve tamamlandı. Katılım raporu ajansa sunuldu ve işlem bizim tarafımızda tamamlandı.
  3. Quizy.me üzerinde yer alan bu soru bazlı mecranın yayılması ve quizy.me’nin markaya daha iyi hizmet vermiş olabilmesi için ben ve takım arkadaşlarım sosyal ağlarda Quizy.me/yakalaco hesabını sık sık paylaştık.
  4. Henüz yakala.co nun yayına girmediği ve kimsenin yakala.co’yu bilmediği bir dönem olduğu için şirketimin ve quizy.me’nin adı yakala.co ile fazlaca anıldı.
  5. Sonrasında ilk kampanyanın -Cem Yılmaz imzalı iPad- yayına girdiği gün yaşanan kriz herkes için olduğu gibi bizim için de sürpriz oldu.
  6. Bu noktada zaten Quizy.me’nin yakala.co ya vermiş olduğu hizmet çoktan bitmişti. Dolayısıyla kriz anında ben Ömer Ekinci olarak kendi fikirlerimi beyan ettim.
  7. Bu konudaki düşüncem, arkasında Doğan Holding olan bir sitenin adına, markasına yakışmayacak bir şeyi bilinçli olarak yapamayacağıydı. Evet, teknik sorunlara karşı “öngöremedik” şeklinde yaptıkları açıklama bana da çok kifayetsiz geldi ama diğer yandan en azından karşımızda ellerindeki dev markalara zarar gelsin istemeyecek bir oluşum vardı. Böyle bir riski ve kara lekeyi göze alamazlardı. Almadılar da
  8. Asıl açıklamam şu ki; o krizde kendimi, daha önce çok kez paylaşmış ve duyurmuş biri olarak buldum. Sorumlu olmadığım halde takipçilerime karşı kendimi sorumlu hissettim. Ve markanın açıklamalarını da profilimde “nakleden kişi olarak” duyurdum. Eğer gerçekten marka müşterilerini zor durumda bıraksaydı, çok çok üzülecektim.
  9. Sonuç olarak marka açıklama yaparak 200 küsür kişiye iPad lerini vereceğini ve bu hafta Çarşamba günü itibariyle dağıtımın başlayacağını duyurdu. Ben de markaya olan güvenimden dolayı haklı çıktım kendi vicdanıma karşı.  Bu dev markaların yerine kendimizi koyarsak zaten isimlerine leke sürdürmenin hiçbir parasal değerle ölçülemeyecek bir zarar olacağını görürüz. Üçün beşin hesabını neden yapmayacaklarının açıklaması da burada gizli.

Kısacası, Yakala.co krizi çözmüş gibi görünüyor. Rakamlar da -sorunlu da olsa- yakala.co’nun piyasaya bomba gibi bir giriş yaptığını söylüyor. Bundan sonra yakala.co ile tekrar çalışırız-çalışmayız; ben oradan alışveriş yaparım-yapmam, feed’lerimde bu markadan bahsederim ya da etmem, hiçbirini bilemiyorum, tek yapabileceğim, kendilerine ticari hayatlarında başarılar dilemek olabilir.

Bir de bir kişi bir markayı koruyor, savunuyor ya da övüyorsa hemen bu kişinin bu markadan para aldığını düşünmek de yanlış. Böyle olunca insanlar olumlu feedbacklerini paylaşmaya çekiniyor, ortalık şikayetten geçilmiyor. Sevdiğimiz, beğendiğimiz markaları menfaatimiz olmadan da yayabilmeliyiz, değil mi? :)

Saygıyla bildiririm.
S. Ömer Ekinci

Bir otele kablosuz internet donanımı satıyoruz. Otelin bilgi işlem müdürü ile bir telefon diyaloğu :

- Ömer Bey bu cihazın daha uzun menzillisi yok mu ? Sizin bize verdiğiniz 500 metrede sağlıklı çalışıyor. X firması aradı onlarda 2 km menzillisi varmış.
- Ahmet Bey, sizin otelin bahçe dahil en uzak mesafesi 500 metre değil mi?
- Eveet ama almışken uzununu alalım!
- Evet yan otelin müşterileri de bu hizmetinizden faydalansın değil mi?
– Haaaaaaa!?!

Bir başka hikaye, Bluetooth marketing ile ilgili bir marka yetkilisi
- Ömer Bey, Bluetooth’da 300 metrekarelik alanımız az değil mi? Google’da baktım 5 km çaplı Bluetooth göndericileri varmış.
- Yeliz Hanım, bizim stratejimiz 5 km ötedeki insanlara spam yapmak mı? Yoksa billboard’ınızın önünden geçenlerin cebine reklam videosunu yollamak mı?
– Haaaa, ay evet haklısınız!..

Ne olacak biz insanların daha büyüğünü, daha uzun mesafelisini, daha yenisi, hayat boyu kullanmayacağımızı bildiğimiz bütün özellikleri içerenini isteme halimiz..

“Almışken iki numara büyük alalım, çocuk büyüyünce de giyer”

Tabii, tabii emin ol giyer!

Mutlaka uyulması ve en azından bilinmesi gereken on kural

Küresel İlkeler Sözleşmesinin On İlkesi:

Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 10 ilkesi, insan hakları, işçi hakları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanında evrensel olarak kabul görmüş beyannamelerden alınmıştır.  Küresel İlkeler Sözleşmesi şirketlerden bu ilkeleri kavramalarını, desteklemelerini ve uygulamalarını beklemektedir.

İnsan hakları:
1. İlke: İş dünyası uluslararası ilan edilmiş insan haklarına destek olmalı ve saygı göstermeli,
2. İlke: İş dünyası, insan hakları ihlallerine fırsat tanımamalı,
3. İlke: İş dünyası çalışanların sendikalaşma özgürlüğünü desteklemeli ve toplu müzakere hakkını etkin biçimde tanımalı,
4. İlke: İş dünyası, her türlü zorla ve zorunlu işçi çalıştırılmasını engellemeli,
5. İlke: İş dünyası, çocuk işçi çalıştırılmasının önüne geçmeli,
6. İlke: İş dünyası, işe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığın önüne geçmeli,
7. İlke: İş dünyası çevre sorunlarını önleyici ve çevreyi koruyucu yaklaşımları desteklemeli,
8. İlke: İş dünyası çevreye yönelik sorumluluğu artıracak her türlü faaliyeti ve oluşumu desteklemeli,
9. İlke: İş dünyası çevre dostu teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını desteklemeli,
10. İlke: İş dünyası rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla mücade etmelidir.

Biliyorsunuz Desnet’te El Terminali üzerine faaliyet gösteriyor. Zaman zaman el terminali ile ilgili içerikler girerken de çekine çekine yazıyordum, nedeni de herkesin ilgisini çekmiyor olması. Ama bir de baktık ki el terminali anlamında bir bilinirlik oluşmuş çevremde. İlginç dönüşler aldık ve bir çok kişi ilk defa el terminali kavramıyla tanıştı. (Ne işlerine yarar, orası tartışılır ama yine de öğrenmelerine vesile olduk).

Gelin bakalım bu el terminali neymiş? Belki bir gün işinize yarar?

El Terminali Nedir ?

El terminali, el bilgisayarlarının genel adıdır ve amacı el ile girilen verileri ya da barkod okuyucudan gelen verileri depolayan, yorumlayan ve işleyen, endüstriyel, sağlam ve saha koşullarına uygun el bilgisayarıdır. Saha satış, sıcak satış, depo otomasyonu, mobil iş çözümleri uygulamalarında kullanılır.

El terminali fiyatları

El terminali fiyatları özelliklerine göre, sağlamlığına göre, iletişim protokollerine göre ve markasına göre değişkenlik gösterir. El terminali fiyatları konusunda piyasada uzun yıllardır faaliyet gösteren ve referansları güçlü şirketlerle çalışmak daha sağlıklı sonuç verir. El terminali fiyatları konusunda en iyi yardımı, ana iş kalemi el terminali olan şirketlerden alabilirsiniz. Örneğin : Desnet Yazılım 0212 347 42 22

El terminali programı

El Terminali programı, el terminalinin üzerindeki işletim sisteminden ve hazır gelen programlardan farklı olarak hazırlanan ve merkezdeki yazılımınıza el terminali ile girdiğiniz girdileri aktarmaya yarayan ara programdır. Yani bir merkez programınız varsa (ERP ya da muhasebe programı) bu programı el terminaline yükleyip çalıştıramazsınız, ihtiyacınız, el terminaline özel geliştirilmiş bir ara yazılımdır.

El terminali fiyat

El terminali fiyat konusu önemlidir. Çünkü ucuz olduğu için bir el terminalini tercih etmeniz durumunda bir süre sonra daha fazla bir maliyete girip en başta almanız gereken el terminalini almak zorunda kalabilirsiniz. Böylece bir buçuk, iki kat maliyet ödemiş olursunuz. Fiyatta dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da öncelikle sizin için en iyi ürünü bulup, sonra onun konfigürasyonu üzerinden fiyat araştırmaktır. Desnet Yazılım en iyi fiyatlar konusunda size yardımcı olacaktır. 0212 347 42 22

El terminali yazılımı

El terminali yazılımı normal yazılımlardan biraz daha farklı kodlama tipine sahip bir yazılımdır. Masaüstü bilgisayarda çalışan yazılımlar el terminallerinde çalışmaz. Bu nedenle el terminali yazılımı konusunda uzman bir şirketle çalışmak gerekmektedir.

El terminali kullanımı

El Terminali kullanımı kolay olup kısa bir eğitim süreciyle ilkokul mezunu düzeyinde bir kullanıcının bile kısa sürede el terminali kullanımına başlaması sağlanabilmektedir. Desnet Yazılım saha satış sistemi kurduğu müşterilerinde el terminali kullanımı eğitimi de vermektedir.

El terminali ikinci el

El Terminali ikinci el konusu çok kritik ve önemli ayrıntılara sahip bir konudur. Her markanın ikinci eli, her ürünün ikinci eli, her firmanın elindeki el terminali ürünlerinin ikinci eli alınmaz. Desnet Yazılım bu noktada danışmanlık hizmeti vermekte ve almayı düşündüğünüz el terminalinin ikinci el değerini tespit etmektedir.

El terminali programlama

El terminali programlama, el terminalinin üzerindeki işletim sisteminden ve hazır gelen programlardan farklı olarak hazırlanan ve merkezdeki yazılımınıza el terminali ile girdiğiniz girdileri aktarmaya yarayan ara programın kodlanmasıdır. Uzman kurumlarla çalışmak gerekmektedir.

El terminali barkod okuyucu

El terminali barkod okuyucu birbirine karıştırılan kavramlardır. El terminali, içinde barkod okuyucu modülü içermektedir. Barkod okuyucu ise el terminali kadar akıllı bir cihaz olmayıp sadece okuduğu barkodu bağlı olduğu bilgisayara göndermektedir.

El terminali kiralama

El Terminali kiralama konusu çok kritik ve önemli ayrıntılara sahip bir konudur. Her markanın ikinci eli, her ürünün ikinci eli, her firmanın elindeki el terminali ürünlerinin ikinci eli alınmaz. Desnet Yazılım bu noktada danışmanlık hizmeti vermekte ve almayı düşündüğünüz el terminalinin ikinci el değerini tespit etmektedir.

Geçen hafta enfes bir görüşme yaptım, bir dev adamla tanıştım, 1,5 saatte bu dev adamın anlattıklarını Öğretmenin Sınırı Yok isminde bir yazı dizisi şeklinde yazmaya karar verdim. Bu dev adamın adı : İbrahim Betil

İlk yazı Pazartesi günü omerekinci.com’da