Aslında bu yazımın konusu “istemek” olmalıydı. Sabahtan beri, gece masama kurulup “istemek” üzerine kalem oynatmayı hayal ediyordum fakat senaryo birdenbire değişti. Sanıyorum yapım şirketi oyunculardan biriyle anlaşamadığı için senaryoda bu oyuncu için bir ölüm sahnesi koyuverir gibi, gir el çabukluğu göz marifeti yaptı.

(daha fazla…)

2 sene kadar önce sevgili Alper Akcan‘ın ilk5‘ine maddeler halinde yazdığım kısa bir yazıydı. Zaman zaman gelişti, değişti ama hep faydaları zararlarını kat be kat geride bıraktı. Hala babamla ortaklığım sürüyor, sırt sırta çalışmaya devam ediyoruz. Keşke herkesin aynı fırsatı olsa. Ama şunu da söyleyeyim hiç o kadar kolay değil :)

Şimdi okuyalım bakalım faydaları nelermiş, zararları nelermiş ?

(daha fazla…)

Birkaç gündür üzerinde çalıştığım kişisel blogumda, bir an önce temelini atayım, katları çıkayım, kaba inşaatı bitirip iç işçiliğe geçeyim diye beklerken aksilik beni ilk yazımı eklemeyi hayal ettiğim gün buldu.

Arada bir gerekiyor mu ne aslında, yoksa kıymetini bilemiyor insan vücudunun. Geçen hafta Pazar günü koşuya çıktığımda beni taşıyan, haftaiçi Boks antremanlarında zıp zıp zıpladığım ayağımın tabanını ciddi derecede zedeledim iskeleden atlayış sırasında.

Yine de umut var.. Nerede biliyor musunuz? İyi olunacağına dair umut + ayağın verdiği geçiri rahatsızlık + sürekli böyle kalmayacak olmanın verdiği mutluluk..

Bilir misiniz bilmem Engelli vatandaşlara temsili askerlik diye bir kavram var son birkaç yıldır. Genelkurmay belli bölgelerde Engelli vatandaşlara asker olma duygusunu tattırmak için kısa süreli askerlik programı düzenliyor. Göz yaşartan bir uygulama, kim fikretmişse aklına sağlık.

İnsan için de bu gibi durumlar da bir anlamda temsili sakatlık.. Kâbus görür de uyanırca mutlu olursunuz ya “oh be kabusmuş” diye..

Böyle duygular içinde bir merhaba, gecikmiş bir merhaba, ne zamandır ihmal ediyordum, sırası geldi
Zaten günlük de tutamazdım ben küçükken..