En son ne demis?...

  •  

Vermiyor..Hayat, gidiş yoluna puan vermiyor,..

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 29-11-2008

0

Vermiyor..Hayat, gidiş yoluna puan vermiyor,..

Denklemin doğruysa da, sonucun da doğru olacak ki hayattan puan alabilesin. Cümle içinde doğru kullanabilmen gerekir hayatı, tanım cümlen doğruysa bile. Devamsızlık hakkı yok hiç hayatın, bitmeksizin tükenmeksizin devam etmelisin.  Ne çan eğrisi var, ne bütünleme, bütün sınavlar koşullu, hepsini geçmelisin..

Velhasılı ne yaparsan yap, başarmak zorundasın.  Aslanlar, geyiklerin çabasına puan verip de yemekten vazgeçmediği gibi, hayat da affetmiyor..

Hayat bir kargaşa, birbirini takip eden dertleri sıraya dizme silsilesi.. Okulu bitirip hayata atılmak hevesle beklenir de, neyi niye bekler şaşırmıştır insan.

Vahşi! Hayatla okul hayatının birbirine geçtiği, geceleri kâbuslarla dolu bir haftanın sonu.. Anladım ki ne okumakta marifet, ne çalışmakta.. Ne de boş boş gezmekte. Okurken okumanın, çalışırken çalışmanın sonuna kadar tadını çıkarabilmek aslolan. Yaşadığını yaşadığın an yaşaman gerektiğini bilmek, bu doğal dengeyi bozmaya gayret etmemektir.

Üniversite hayatında bir saati bile okulun kantininde sohbet ederek “ziyan” edilmemiş olan ben, bu haftanın tamamında İstanbul Üniversitesi’nin Avcılar Kampüsü’nde göl manzaralı İşletme Fakültesindeydim.  Gençler gördüm, benden farkları genç olduklarının farkında olmaları olan. Gençler gördüm doya doya okuyan.  Sınavdan sonra oturup sınavın kritiğini yapabilmeye heves ettim, koşa koşa işe yetişmelere inat. İnanır mısın dostum, kantinde oturup geyik yapmak ne büyük nimet geldi gözüme?.

Bu bir hafta iş hayatıyla okul hayatının ölüm kalım savaşıydı bilinçaltımda. Birgün okul hayatı yıprattı “erken” iş hayatının sur duvarlarını toplarla inlete inlete, bir diğer gün elinde tuttuğun kalemin, daha sonra tutacağın ekmeğin anahtarı olduğu fikri, okulun duvarlarını dövdü..

Şu çıktı ki bu bir haftada, insan herşeyi vaktinde yaşamalı, ne erken.. ne de geç.. Çünkü bir yerden fazladan verdiğini, bir başka yerden faiziyle geri alıyor.

Dedim ya, hayat gidiş yoluna puan vermiyor, hayat bütün doğruların bileşkesine “doğru” diyor..

S. Ömer Ekinci
İstanbul / Kasım 2008

 

80′lerde doğup 80′leri özlemek

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Genel, Omer Ekinci | Posted on 02-11-2008

1

80′lerde doğup 80′leri özlemek

Milliyet Gazetesi’nin fotoğraf arşivinde dolaşırken 80′ler albümünü gördüm. Oysa mesela 80′ler partilerinden hiç hoşlanmam, ama fotoğrafların etkisi başka. Hadi zaman yolculuğuna başlayalım.































































eTohum TV’de Burak Büyükdemir ile ayaküstü söyleşi

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Genel, Omer Ekinci, Omer'in dostları, Profesyonel yaşam, Reklam ve pazarlama, Yeni trendler | Posted on 04-09-2008

3

eTohum TV’de Burak Büyükdemir ile ayaküstü söyleşi

Umut hep var! Ayakları yere basmayan bir merhaba

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel, Omer Ekinci | Posted on 09-08-2008

1

Umut hep var! Ayakları yere basmayan bir merhaba

Birkaç gündür üzerinde çalıştığım kişisel blogumda, bir an önce temelini atayım, katları çıkayım, kaba inşaatı bitirip iç işçiliğe geçeyim diye beklerken aksilik beni ilk yazımı eklemeyi hayal ettiğim gün buldu.

Arada bir gerekiyor mu ne aslında, yoksa kıymetini bilemiyor insan vücudunun. Geçen hafta Pazar günü koşuya çıktığımda beni taşıyan, haftaiçi Boks antremanlarında zıp zıp zıpladığım ayağımın tabanını ciddi derecede zedeledim iskeleden atlayış sırasında.

Yine de umut var.. Nerede biliyor musunuz? İyi olunacağına dair umut + ayağın verdiği geçiri rahatsızlık + sürekli böyle kalmayacak olmanın verdiği mutluluk..

Bilir misiniz bilmem Engelli vatandaşlara temsili askerlik diye bir kavram var son birkaç yıldır. Genelkurmay belli bölgelerde Engelli vatandaşlara asker olma duygusunu tattırmak için kısa süreli askerlik programı düzenliyor. Göz yaşartan bir uygulama, kim fikretmişse aklına sağlık.

İnsan için de bu gibi durumlar da bir anlamda temsili sakatlık.. Kâbus görür de uyanırca mutlu olursunuz ya “oh be kabusmuş” diye..

Böyle duygular içinde bir merhaba, gecikmiş bir merhaba, ne zamandır ihmal ediyordum, sırası geldi
Zaten günlük de tutamazdım ben küçükken..