En son ne demis?...

  •  

Girişimcilik Akademisi yarın başlıyor!

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 05-03-2010

1

Girişimcilik için bir şeyler yapmayı amaçlayan ve benim hayatımın da önemli yere sahip olan Young CEO Club’ın en önemli organizasyonlarından biri yarın başlıyor.

Konuşmacılar arasında Süleyman Orakçıoğlu (ORKA Grup), Halil Erdoğmuş (bebek.com, e-bebek.com, Anadolu Ulaşım), Yasemin Sungur, Emrah Kaya (Youtholding) gibi dev isimleri barındıran Girişimcilik Akademisi’nde ben de yarın ( 5 Mart Cuma saat 14.45-16.00 arasında) Girişimcinin İnovasyonu isminde bir sunum sergileyeceğim. Benden bir önceki oturumda da Süleyman Orakçıoğlu “Başarılı Girişimci Olmak” isminde sunumu olacak. Kendisini tanımayı çok istiyordum, ilham verici bir markanın ve şirketin sahibi olduğu için. (Bana en çok hangi takım elbise tarzı yakışır, onu soracağım :) )

Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’ndeki C Blok Konferans Salonu’nda gerçekleşecek olan bu güzel etkinliğin mentorluğunu yapan Young CEO Club Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşımız Samet Ensar Sarı Bey’e ve projeyi Yıldız Teknik Üniversitesi adına uygulayan ve yöneten sevgili kardeşim Berkan Bağcı’ya teşekkürlerimi bildirmek isterim.

Girişimcilik Akademisi’ndeki sertifikalı eğitimin konu başlıkları ise şöyle : Turizm, İnternet, Üretim, Hızlı  tüketim sektöründen girişimcilik hikayeleri, Girişimciliğin Finansmanı, Başarılı Girişimci Olmanın Sırları, İş Planı Yönetimi, Girişimci Kimdir?, Türkiye’de Girişimci Olmak, İyi Bir Girişimcinin Temel Özellikleri, Girişkenlik ve Girişimcilik Arasındaki İnce Çizgi, Girişimcilik Nedir?, Girişimcilerin sık yaptığı  hatalar, Dünya’dan en son girişimcilik trendleri ve iş fikirleri

Yarın öğleden sonra ben Girişimcilik Akademisi’ndeyim. Bekleriz efendim

Program :

Bu Perşembe bir maniniz yoksa… Cafe And Business Buluşmaları

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 02-02-2010

0

Bu Perşembe, yani 4 Şubat 2010, ilginç ve yeni bir buluşmanın ilki gerçekleşecek. One Dergi okurları ile Forum İstanbul Gloria Jeans Cafe’de bir araya geleceğiz.  İlk buluşmanın konuğu olarak beni düşünmüşler.

Bol soru cevap, sohbet, bolca tanışma, kaynaşma.. Hepsi Cafe And Business Buluşmasının ilkinde olacak.

One Dergi ve Proje Grubu ortak organizasyonu olan ve 4 Şubat 2010, 17.30 – 20.00 saatleri arası Forum İstanbul Gloria Jeans Cafe’de düzenlenecek.

Gelmek isteyenleri beklerim. Forum İstanbul‘a Araba ile, Otobüs ile ve Metro ile nasıl geleceğinizi de bu sayfadan görebilirsiniz.

Facebook Etkinlik Sayfası için tıklayınız.

2009 Neden İyi Geçti?

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 28-12-2009

21

Hasan’ın başlattığı harekete bu da benden 5 madde. 2009 benim için neden harika geçti sorusuna cevap bulmaya çalışalım birlikte.

Birkaç madde de ben paylaşayım madem adet böyle;

  • Gerçek anlamda bir blogger oldum ve yaşadıklarımı omerekinci.com da paylaşmaya başladım. Önceleri bir kişinin bile okuduğundan emin olamazken zamanla güzel tepkiler gelmeye başlayınca anladım. Bir yılda 100’e yakın yazı yazmışım Bu da haftada 2 yazı demek. Ayrıca Gelistrend.com yayın hayatına başladı, sonra Buluştrend buluşmalarını düzenlemeye başladık, sonra GeliştrendTV ile genç girişimcilere web TV hizmetiyle işlerini geliştirecek fikirler fısıldamaya başladık. En sonda da teknovasyon.net’i yayınladık ve teknolojik inovasyonları orada depolamaya başladık.
  • Girişimcilik konusunda Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biri olmaya aday olan özel bir üniversitede Sektörel Çözümlere Giriş dersini vermeye başladım.
  • 20’ye yakın üniversitede İnovasyon, Girişimcilik ve Mobil Pazarlama konularında konuşmacı olarak davet edildim. Bunlar arasında Bilişim’09, 12. Brandmarker, Yönetim’09 gibi kendi alanının zirvesindeki etkinlikler yer aldı. Bunlar benim için neden önemli ? 20 Üniversite, toplamda 10.000 üniversite öğrencisi yapar ve onların hayatlarında 1 milimetre bile oynatabilirsem kendimce çok büyük iş yapmış olacaktım.
  • İTO ve Genç Müsiad tarafından organize edilen Uluslar arası Girişimcilik Kongresi’nde 2009 Yılın Genç Girişimcisi ödülüne layık görüldüm.
  • Hepsinden önemlisi, yüzlerinde gülümsemesi hiç eksik olmayan, gözleriyle değil kalbiyle bakan, gören onlarca arkadaşım ve birkaç çok değerli dostum oldu. Bu yılın bilançosunun en kârlı hanesi arkadaşlarım ve dostlarım oldu. İyi ki onları tanımışım, iyi ki karşıma çıkmışlar. Ve ailem, hiçbir an varlıklarından mahrum etmediler, yokluklarını yaşatmadılar, ne zaman arkama yaslanacak olsam, gücüm bitse omuzlarıyla desteklediler.

Şimdi de benim mim’lerim;

Son olarak bütün günümü beraber geçirdiğim sevgili ekip arkadaşlarım, Hikmet Karakaş, Gökhan Şirin, Seviye Kaloğlu, Aysel Taş, Hülya Arslan, Osman Erdoğan ve diğerleri.. Ve patronum; babam, Gürbüz Ekinci; bana gösterdikleri tahammülden dolayı teşekkür ederim, onlarla çalışmak çok güzel.

Hasan Başusta‘nın dediği gibi; eğer bu mimi kabul edip birkaç şey de siz yazarsanız, belki birilerine olumlu anlar yaşatabilirsiniz ( en başta kendinize) . Yazının sonunda 5 kişiyi mimlemeyi unutmayınız.

Değişmedikçe zihniyet, neylesin Star Alliance!

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 16-05-2009

1

Snake Kuyruğu

Snake Kuyruğu

Yazmayayım, yazmayayım diyorum ama olmayacak, yazmalıyım! Bu sabah 07.00 uçağıyla İstanbula dönmek üzere İzmir Havalimanı’ndaydım.

05.00 de kalkıp 1 saatte havalimanında olduk.(Olması gerektiği gibi). İstanbul’da ve birçok havalimanında gördüğüm, x-ray’den geçerken dizüstü bilgisayarı da çıkarıp plastik kasalara koyma zorunluluğu İzmir’de yoktu. Çantalarımızdaki onlarca elektronik ve bataryalı aletin ne olduğunu kimse sormaya gerek duymadı. Sabah sersemliği deyip geçtim.

The terminal!

The terminal!

Bir diğer konu, sabahın erken saatlerinde en uygun rakamlara uçulabiliyor biliyorsunuz. Bir de yaz dönemine gelinmesi, sanıyorum haftasonu tatilcileri filan biraraya gelmesiyle, Nokia’nın Snake oyununda en son aşamaya gelmişçesine bir kuyruk oluşmuştu İlgili havayolu şirketine ait check-in masalarında. Bunun yanında 3 masa ayrılan ve kırmızı halı ile işaretlenmiş Business Class check-in masalarının bomboş olması da ilginç bir ironiydi.

Ama anlatacağım konu ne x-ray’li güven(siz)lik ne de check-in ironisi. Biletleri organizasyonunda yer aldığımız sanatçının menejeri ayarladığı için bizde bir yazılı belge yoktu. Başvurup kimlikle biletleri almamız gerekiyordu. “07.00 – 08.00 arası tek bir İstanbul uçağı var, onu sorun yeriniz orada ayırtıldı” şeklinde tarif edilen rezrvasyonumuzu, karışıklık olmaması için görevli hanımefendiden yardım istedim. (Düşünün o kadar kuyruk beklemenin hemen sonrasındayız, arkamızda 50′den fazla kişi var)

- Özür dilerim, tam saatinden emin değilim ama 07.00-08.00 arası İstanbul’a Atatürk Havalimanına inecek olan uçağınızda 2 kişilik biletim olacaktı.
- Beyefendi, 07.00-08.00 arası uçağımız yok İstanbul’a, 08.15′de var.
- Nasıl olur?, 07.’li hatırlıyorum ben?
- Yok beyefendi Pegasus’tur o Pegasus’tur, bakın tee şurada , oraya gidin.
- Sizin şirkette olduğuna eminim bir bakar mısınız lütfen?
- Beyefendi 08.15′den önce bir tek 07.00 uçağı var!
- E tamam işte??
- Eeeee ama siz bana 07.00 demediniz ki? 07.00-08.00 arası dediniz!!

Kuruma mâl etmek doğru değil, o yüzden kurumun adını belirtmek istemedim. Ama müşteri ilişkilerini de geçtim başarılı iletişimin de temeli değil midir olumlu ve esnek olmak?

Kampanya! Friendfeed kampanyası: 300. takipçime Bluetooth Kulaklık

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Genel | Posted on 15-04-2009

28

Sevgili Burak Bayburtlu 666 takipçisi olduğunu kamuoyuna açıklayınca bir heves aldı beni ki sormayın. Dedim ki madem öyle ben de gazetelerin kuponla hediye kampanyası gibi bir kampanya yapayım.  Hediye konusunda çok düşünmeme gerek kalmadı. Hediye hazırdı!

 

JABRA BT2010

JABRA BT2010

 

Friendfeed’deki 300. takipçime Jabra’dan Bluetooth kulaklık! 

Beni izlemeye devam edin! :)

http://www.friendfeed.com/omerekinci

Fuarda farklı ne yapmalıyım? Başarılı bir fuar geçirmenin 11 altın kuralı

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Genel, Omer Ekinci, Profesyonel yaşam | Posted on 31-03-2009

11

  1. Fuarda farklılaşmanın 11 altın kuralı

    Fuarda farklılaşmanın 11 altın kuralı

    Standınızda çok yüksek ses kesinlikle kullanmayın, eğer ziyaretçileri kaçırmayı hedeflemiyorsanız.

  2. Elbette ki dijital içeriklere yönelin ama basılı materyal yaptıracaksanız katalog yerine kurumsal dergiyi tercih edin. Müşteriler almak için izin isteyeceklerdir
  3. Ürünlerinizin farklı yönlerini ortaya çıkartıp özellikle basın mensuplarının ilgileneceği ve haber yapabileceği bir halde sergileyin.
  4. Mutlaka fuarın konseptine uygun (İlgisiz bir fuardan sökülüp gelinmiş bir stand gibi durmayan) bir standınız olsun. Görsellerle ve yazılarla bile olsa o fuarın karakteristiğine hitap edin.
  5. Her fuara aynı standı taşımayın, her fuarın doğası farklıdır bunu göz ardı etmeyin, hedef kitleye göre ilginç ama sade bir stand oluşturun
  6. Mümkünse standınızın yüzü girişe dönük olsun, yürürken standınızı görebilecekleri en az 20 metrelik bir mesafe olsun önlerinde. Bir anda önünde sizi bulursa ya da arkasında kalırsanız, size gelmezler.
  7. Standınız ne kadar yüksek olursa o kadar ferah ve güven verici bir ortam yaratırsınız
  8. Belki de en önemli maddelerden biri, standınıza 5-10 metre mesafeden bakıldığında ne iş yaptığı çok net bir biçimde anlaşılır olsun. Tüm ürünlerinizi standınıza yığmayın, mümkünse az ama fuarın beklentilerine uygun birkaç ürünle girin
  9. Fuarda hostesten çok iş bitirici satışçıya ihtiyacınız var. Hele işinizi bilmeyen bir hostes konumlandırdıysanız kızıp gidecek müşterilere hazır olun.
  10. Klasik yöntemler dışında dijifuar gibi farklı yenilikleri denemeyi de ihmal etmeyin, unutmayınız ki fuar ziyaretçisinin dikkatini, iyi ya da büyük şirketler değil farklı standlara sahip, ilgi çekici ve göz alıcı şirketler standları çekiyor!

Nedir bu dijifuar diyorsanız buyrun inceleyin : http://dijifuar.com/dijifuar-nedir/

S. Ömer Ekinci
Genel Müdür
VODERA

Reklamcılıkta akıl oyunları

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel, Profesyonel yaşam, Reklam ve pazarlama, Yeni trendler | Posted on 04-03-2009

3

 

Reklamcılıkta akıl oyunları

Reklamcılıkta akıl oyunları

Çok değerli bir arkadaşımın akademik bir yazısında okuduğum ilginç bir deney eminim sizin de ilginizi çekecek.

Binlerce kişinin seyrettiği bir film içerisine saniyenin 1/3000 ‘i kadar kısa sürelerde mesajlar yerleştirilmiş ve gösterilmiştir. Mesajlar “kola iç” ile “patlamış mısır ye” olup altı hafta boyunca her beş saniyede bir tekrarlanmıştır. Ancak bu mesajlar bilinçli algılanamayacak kadar kısa süreli gösterilmiştir. Sonuçta kola satışları yaklaşık %20, patlamış mısır satışları ise %60 artış göstermiştir. Daha sonraları ise bunun etik olmadığı düşünülerek bu tarz mesajlara kısıtlama getirilmiştir.

 Mağazalarda “ben dürüst biriyim”, “hırsızlık yapmam” gibi mesajlar bilincin algılayamayacağı ses esiğinde dinletilmiştir. Bunun sonucunda mağazalarda hırsızlık olayının azaldığı bulunmuştur.

Füturist yanım, bu yöntemlerin yakın gelecekte uygulanmaya başlayacağını ve tüketim alışkanlıklarını mıknatıs gibi otoritenin istediği yere çekeceğini söylüyor. Bilmem doğru mudur?

Krizden çok mu etkilendiniz? Peki ya kasanızda yarım milyon dolar olsaydı?

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Başarı hikayeleri, Genel | Posted on 29-01-2009

2

 

 

Krizden çok etkilenenlere yarım milyon dolarlık karşılıksız kredi

Krizden çok etkilenenlere yarım milyon dolarlık karşılıksız kredi

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu.Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı.Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. 

 

 

Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu.’Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden birşey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. 

 

Çeki ona verirken de şöyle dedi:’Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500.000 dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına.

 

‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü.John Rockefeller’e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. 

 

Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı.Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı.

Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu.Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.

 

Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi.’Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor.Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.

 

Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.

Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır.

Başka yerde aramaya gerek yok

Web girişimcisi satıp çıktığı web sitesine ne kadar sıklıkla girer ?

Posted by Omer Ekinci | Posted in Aktüel, Genel, Profesyonel yaşam, Web Girişimciliği | Posted on 31-12-2008

0

Duygusal web girişimcisi

Yengeç burcu olup da duygusal olmayan, duygusal olup da gayet rasyonel konulara bile duygusal bakmayan yoktur herhalde. Yengeç oluşumdan olsagerek, web girişimciliğine bir de duygusal gözle bakınca bazı sorular belirdi kafamda. 

Merak ediyorum acaba sitenin kurucusu bu siteye ne sıklıkta girer? Girince ne hisseder? Neler düşünür? Kendi düşünemediği şeyler uygulanınca neler hisseder? Ya da proje kötüye giderse, hatalı kararlar verilirse ne hisseder?

Bunun cevabını kim verecek, ne cevap verecek çok merak ediyorum.

Vermiyor..Hayat, gidiş yoluna puan vermiyor,..

Posted by Omer Ekinci | Posted in Genel | Posted on 29-11-2008

0

Denklemin doğruysa da, sonucun da doğru olacak ki hayattan puan alabilesin. Cümle içinde doğru kullanabilmen gerekir hayatı, tanım cümlen doğruysa bile. Devamsızlık hakkı yok hiç hayatın, bitmeksizin tükenmeksizin devam etmelisin.  Ne çan eğrisi var, ne bütünleme, bütün sınavlar koşullu, hepsini geçmelisin..

Velhasılı ne yaparsan yap, başarmak zorundasın.  Aslanlar, geyiklerin çabasına puan verip de yemekten vazgeçmediği gibi, hayat da affetmiyor..

Hayat bir kargaşa, birbirini takip eden dertleri sıraya dizme silsilesi.. Okulu bitirip hayata atılmak hevesle beklenir de, neyi niye bekler şaşırmıştır insan.

Vahşi! Hayatla okul hayatının birbirine geçtiği, geceleri kâbuslarla dolu bir haftanın sonu.. Anladım ki ne okumakta marifet, ne çalışmakta.. Ne de boş boş gezmekte. Okurken okumanın, çalışırken çalışmanın sonuna kadar tadını çıkarabilmek aslolan. Yaşadığını yaşadığın an yaşaman gerektiğini bilmek, bu doğal dengeyi bozmaya gayret etmemektir.

Üniversite hayatında bir saati bile okulun kantininde sohbet ederek “ziyan” edilmemiş olan ben, bu haftanın tamamında İstanbul Üniversitesi’nin Avcılar Kampüsü’nde göl manzaralı İşletme Fakültesindeydim.  Gençler gördüm, benden farkları genç olduklarının farkında olmaları olan. Gençler gördüm doya doya okuyan.  Sınavdan sonra oturup sınavın kritiğini yapabilmeye heves ettim, koşa koşa işe yetişmelere inat. İnanır mısın dostum, kantinde oturup geyik yapmak ne büyük nimet geldi gözüme?.

Bu bir hafta iş hayatıyla okul hayatının ölüm kalım savaşıydı bilinçaltımda. Birgün okul hayatı yıprattı “erken” iş hayatının sur duvarlarını toplarla inlete inlete, bir diğer gün elinde tuttuğun kalemin, daha sonra tutacağın ekmeğin anahtarı olduğu fikri, okulun duvarlarını dövdü..

Şu çıktı ki bu bir haftada, insan herşeyi vaktinde yaşamalı, ne erken.. ne de geç.. Çünkü bir yerden fazladan verdiğini, bir başka yerden faiziyle geri alıyor.

Dedim ya, hayat gidiş yoluna puan vermiyor, hayat bütün doğruların bileşkesine “doğru” diyor..

S. Ömer Ekinci
İstanbul / Kasım 2008