Karda, Buzda Düşüp de Kariyerinizi Kırmamanın 10 Altın Kuralı

Birinci hikaye; Hava soğuk ve karlı, yerler buzlu ve kaygan. Bugünlerde insanları gözlemliyorum da gördüğüm manzara ilginç, her gün en güzel kıyafetleriyle en gösterişli yürüyüşleriyle ofisine giden hanımlar, beyler lahana gibi sarınmış bir şekilde ofislerine varmaya çalışıyorlar. Onları görünce penguenlerin neden öyle paytak paytak yürüdüğünü de anlamak zor değil.
İkinci hikaye; üniversiteden yeni mezun genç arkadaşlarla ilgili. Kariyerleriyle ilgili haklı olarak kaygı içindeler. Kartvizitlerinde yer alacak şirketlerin, çok bilinen, annelerinin kısır yerken, babalarının tavla atarken hava atabileceği şirketler olmasını istiyorlar. Haksızlar mı? Çevre baskısına bakarsak haklılar.
Genç bir arkadaşım kendi sektöründe çok iyi bilinen ve saygın bir şirket olan Desnet’te işe başladı. Kurumsal müşterileri olan ve endüstriyel işler yapan bir şirket olduğu için arkadaşları ve ailesi Desnet’i bilmiyordu. Genç arkadaşım kaygılarını şöyle sıraladı.
- Arkadaşlarım THY, Turkcell gibi şirketlerde işe başladılar ve bununla hava atabiliyorlar.
- Bu gibi şirketlerde çok iş yapmasalar da, iş tecrübeleri olmasa da çok iyi maaşlar alıyorlar.
- Ailem de büyük bir şirkette çalışmam için, Türkiye’nin dev şirketlerinde bir pozisyon bulmam için bana baskı yapıyor.
Koca koca şirketlerde, kurumsal hayatın kurallarının işlediği dev plazalarda çalışmanın hiç kuşku yok ki artıları da eksileri de var. Şimdi gelelim hikayeyi birleştirmeye
İş hayatına başlarken büyük şirketlerde, yüksek maaşlar ve iyi imkanlarla başlamak havalar sıcakken en şık kıyafetlerle karizmatik yürüyüşlerle yürümeye benziyor. Yani bahar aylarına..
Ama iş hayatında bahar ayları olduğu gibi kış ayları da var. Yerlerin buzlandığı dönemler, kar altında kaygan zeminde yürümek zorunda kalmak da var. İnsanların gerçek yürüyüşleri, gerçek donanımları işte böyle zamanlarda ortaya çıkıyor. O artistik yürüyüşlere, en güzel kıyafetlere, yani iş hayatının bahar aylarına aldanıp zor koşullara hazırlanmayanlar, tüm standartları yükseldikten sonra karlı zeminde çok daha sert düşüşlere maruz kalıyorlar.
Bazı önerilerim olabilir bu konuda, iş hayatına girerken arayış ne yönde olmalı ve parametreler ne şekilde olmalı? Bu sorulara cevaplar bulmaya çalışalım
- Maç 90 dakika, arkadaşlarınız ilk günden Türkiye’nin en çok istenen şirketlerinden birine girebilir, bu sizi psikolojik baskı altına almamalı, alırsa yanlış kararlar verebilirsiniz.
- Mümkünse kendi alanında iyi ama nisbeten küçük bir şirkette işi öğrenmeyi tercih edin. Çünkü kurumsal şirketlerde size işiniz dışında hiçbir iş öğretmeyecekler. (Hatta kimi yerlerde iş tanımınızda yer alan işleri bile zar zor öğrenirsiniz)
- Aileler kariyer konusunda en iyi niyetli düşmanınızdır. Sizin iyiliğinizi isterler ama sizin özelliklerinizi önemsemeden komşunun bankacı oğlu Orhan’a benzetmeye çalışırlar. Onlara kulağınızı tıkayabilmelisiniz adeta bir Sağır Kurbağa gibi
- İş ararken kendi becerilerinize uygun pozisyonları seçin, ne iş olursa olsun gireyim diye düşünmeyin. İleride mutlu olabileceğiniz bir işe girme fırsatınız olsa bile sizi işe alacak olan kişinin kafası karışacak, çünkü o kadar farklı ve o kadar alakasız işlerle dolu olacak ki CV’niz, izah edemeyeceksiniz.
- Akıllıca düşünüp ilk günden maaşa dayalı kararlar vermeyin. İlk şirket ilk göz ağrısıdır, 500 lira da alsanız 5000 lira da alsanız orada siz parayla ölçülemeyecek kadar önemli bir deneyim kazanacaksınız. Daha da ötesi, o şirketin şirket kültürüyle yoğurulacaksınız.
- Büyük denizin küçük balığı olmak yerine, kendi departmanınız dışında hiçkimsenin tanımadığı, sadece bordrolarda adı geçen ve sekreterin bile hatırlamak için listeye baktığı biri olmak yerine küçük bir şirketin önemli bir elemanı olmak çok daha fazla şey öğretir size. Örneğin satışçısınızdır ama sattığınız ürünün ithalatıyla da boğuşmanız gerekir ve bu süreçte dış ticareti öğrenirsiniz.
- Manevi tatmini düşünmeyin, sadece objeler üzerinden karar vermeyin. Şunu bile duydum bir arkadaşımdan “Bu şirket küçük, ben kravatlı bir iş arıyorum”. Kravatlı iş?
- Kendinize yatırım yapın, işin her bir kısmını öğrenmeye çalışın girdiğiniz yerde. “Bu benim işim değil” dediğiniz anda bittiniz. (Küsmece, darılmaca yok!)
- Nisbeten küçük bir şirkette çok emek vererek zaman içinde hissedar olma şansınız vardır, ama Coca-Cola’nın ortağı olamayacağınız bir gerçek. (Cola’nın sırrını ele geçirirseniz bilemem)
- Kalbinizi dinleyin, birileri için işe girmeyin, birilerinin keyfi için hayatınızı karartmayın.
Yorumlarınızı yazınız.












