Kitabın ortasından konuşacağım bu kez. Buluştrend Yaza Merhaba buluşmasında tanıştığım iki beyefendi benim aracılığımla bu yazıyı okuyan proje sahibi bir arkadaşıma bulunmaz bir imkan sunmak istediklerini söylediler.

Ben de aracı olmak ve hiç lafı dolandırmadan bu olanağı sizlere sunmak istedim.

Selamlar Ömer Bey,

Merter’deki ofisimizi paylaşacağımız web/grafik ajansı firma veya web/mobil yazılımcısı firma olmak isteyen yeni girişimlere başlangıç aşamalarında kurumsal lokasyon imkanı sunmak istiyorum. Bu sayede sekreter, telefon-faks-internet vb ofis altyapısı ve kurumsal adrese ücretsiz sahip olabilecekler. Aynı zamanda bizim ücreti karşılığında yaptıracağımız web ve grafik işlerimizi de almış olacaklar.
Bu şekilde çalışmak istememizin bir kaç sebebi var: Hem projelerimizin başarısı adına gerekli gördüğümüz için kendileriyle yakın çalışmak istiyoruz, hem yetenekli insanlara başlangıç desteği sağlamak istiyoruz, hem projelerimizin maliyetlerini düşürebileceğimizi planlıyoruz, hem de belki ileride doğabilecek ortaklıklar için tanışma mahiyetinde bir başlangıç olabileceğini düşünüyoruz.
Ofisimizin ana çalışma alanı yapı sektörü. İnşaat taahüt işleri yapıyoruz. 3 çalışanımız var. Ofisimiz aynı zamanda XYZ Derneği’ne de ev sahipliği yapıyor. Dernekle ilgili de 1 çalışan var. Bununla beraber 3-4 kişiye kadar olan bir girişime yardımcı olabiliriz. Ofisimiz Merter’de, E5 üzerinde ve tüm toplu taşıma araçlarına çok yakın, panoramik manzarası ve geniş otopark imkanı var. Yetenekli ve düzgün karakterli arkadaşlar olursa yönlendirmenizi rica ediyorum.
Tekrar görüşmek üzere, iyi çalışmalar dilerim.

Bu olanak tam benlik diyorsanız bana ulaşın, ben sizi yeni komşunuzla tanıştırayım.

omerekinci-kontrolsende

19 Mayıs’da TRT Okul’un en gözde programlarından biri olan KontrolSende’de çok spontane bir programın konuğuydum. Rengarenk genç arkadaşlarla harika bir saat geçirdik. Bu genç arkadaşlar 7/24 bir evin içinde kameralar tarafından izleniyor ve kim olduğunu bilmedikleri sürpriz konuklarla sürpriz sohbetler gerçekleştiriyorlardı.

Benden önceki haftalarda birçok eğitmen, birçok başarılı iş adamı, birçok kanaat önderi konuk olmuş bu programa. Nasuh Mahruki de bu konuklardan biri olmuş, bunu da program sırasında öğrendim, güzel bir sürpriz oldu.

Buyurun izleyelim:

 

Programın altyapısını da Quizy.me‘nin de altyapı hizmetini sağlayan Sağlayıcı sağlıyormuş bu arada. Bu da ayrı bir sürprizdi.

Farkında mısınız? Yaşamımızın çoğunu başkaları ne der diye düşünerek inşa ediyoruz. Bu da bizi onlara neyi nasıl düşündürebileceğimizi düşünmeye sevk ediyor. Yani kendimizden git gide uzaklaşıyoruz.. Alın size bir hikaye..

 

Adamın biri köyüne doğru yola koyulmuş, heybesine iki tane karpuz koymuş evine götürmeye. Eski zaman tabii yollar uzun, güneş yakıcı..

Yolda yorulmuş adamcağız, heybesinden çıkardığı karpuzun birini kesmiş, yemiş. Kabuklardan arta kalan kırmızı kısımlara bakıp, “Desinler ki bunu bir ağa yemiş.” deyip, kabukları bir kenara bırakmış.

Sonra yan gelip yatmış.

Biraz sonra kalkıp, kabuklardaki kırmızı kısımları iyice kazımış. Beyaz kabukları bırakırken, kendi kendine söylenmiş: “Desinler ki yanında bir de hizmetkârı varmış.

Yorgunluk kolay çıkmaz.  Ağacın altında uzanmış kalmış. Bir de doğrulmuş ki vakit epeyce ilerlemiş. Bu arada terleyip susamış da… Yine kabuklara bakmış ve başlamış yemeye… Hem yiyip hem söylenmiş:

“Desinler ki bir de eşeği varmış.”..

 

eyvah

“Eyvah! Üniversite Bitti! Ne yapacağım?” Korkusundan Kurtulmanın ve İş Hayatına Başarılı İlk Adımın 20 Altın Kuralı

Okul bitiyor, heyecan dorukta. Hayata mı atılacaksın, hayatta atıl mı kalacaksın. Bunun arası incecik bir çizgi. Aynı okulu bitiren, aynı diplomaya, aynı sertifikalara sahip binlerce gençten birisin belki ama yine de umutsuz olma. Bu 20 altın kuraldan mutlaka büyük bir kısmı işine yarayacak. İlk adımı kendinden emin olarak atarsan gelecek daha güzel gelecek.

  1. Stresten kurtulun
  2. Okul arkadaşlarınızdan farklarınızı bulun ve o farklara odaklanın
  3. CV “saçma”yın. “Her ilden her telden” bulduğunuz her şirkete CV göndermeyin.
  4. Okulunuzdan iş hayatına en yakın olan hocalarınızla sohbet edin fikirlerini alın.
  5. Hemen harekete geçmeyin, biraz dinlenin. Kendinizi dinleyin.
  6. İmkanınız varsa bir tatil yapın ama yoksa da evde günde 18 saat yatarak dinlenmeye çalışmayın.
  7. Ailenizin üstünüzde oluşturacağı baskıyı –ah o baskı yok mu o baskı!- çok dinlemeyin. Mümkünse dalga geçin ama bakışlarınızla onlara ne yapacağınızı bildiğinizi hissettirin. “Kontrol bende” mesajı verin.
  8. İleride yer almak istediğiniz sektörle ilgili araştırma yapın. Hatta o alandaki en önemli insanları araştırın. (CEO’ları, şirket kurucularını, genel müdürleri, çaktırmadan bir de İK müdürlerini).
  9. Networking’in önemini unutmayın. Olmak istediğiniz alanla ilgili etkinlikleri kaçırmayın ama gittiğiniz yerde “işe girmek için uğraştığınız” izlenimini vermeyin. Tanışmaktan daha önemli bir şey varsa o da kendinizi doğru tanıtmaktır. İyi tanıtın ve karşınızdakinin sizi keşfetmesini bekleyin.
  10. Okuldayken başlamadıysanız mutlaka bir blog tutun. “blogcu.com” da bir blog açın ve okuduğunuz okul Endüstri Mühendisliği idi ise “endustrimuhendisinotlari.blogcu.com” şeklinde bir blog açıp bu konuyla ilgili kendi öğrenme serüveninizi yazın. Okuduğunuz kitapların, gittiğiniz etkinliklerin kritiğini blogunuzda yapın.
  11. CV’nizde işinize çok yarayacak bir hatırlatma : Mutlaka “www.omerekinci.com” şeklinde bir kişisel siteniz ve omer@omerekinci.com şeklinde eposta adresiniz olsun ve CV’nizde bu iletişim bilgilerini kullanın.  cilgin_ultraslanGS@hotmail.com ve tweety89@mynet.com şeklinde bir epostanız varsa o adresi unutun ve omerekinci@gmail.com gibi düz bir adrese geçin. (Azıcık hatrım varsa)
  12. 1, 5 ve 10 sene sonrası için kişisel stratejinizi çizin, daha önce bunu çok yerde okudunuz ve burun kıvırdıysanız şimdi tam zamanı. Nerede olacaksınız, ne olacaksınız, sizden en iyi ne olur? Bu soruların cevaplarını verin.
  13. Eğer marka olacak derecede başarılı biri olma potansiyeliniz olduğunuz hissediyorsanız oturun ve sizinle 5 yıl sonra yapılacak bir röportajı yazın. İnanılmaz motive edeceklerdir.
  14. En önemli kişinin siz olduğunuzu, en önemli yerin bulunduğunuz konum ve en önemli zamanın tam da bugün olduğunu aklınızdan çıkartmayın.
  15. İnternette boşa vakit geçirmeyin, dizi manyağı olmayın, iradesiz bir tüketici olmak bilinçli ve akıllı bir gence yakışmaz, önünüze konanla yetinmeyin. Bu söylediğimin okulun bitişiyle ne alakası olduğunu düşünüyorsanız, bu egzersizlerin iş hayatınızın ilk basamaklarına tırmanırken sonuçlarını göreceksiniz.
  16. Az ama öz şirkete CV gönderin, her gönderdiğiniz şirkete özel ve onların kendilerinden birer parça bulabileceği “özelleştirilmiş CV’ler” hazırlayın.
  17. Okuldan yeni mezun bir gençteki en büyük eksiklik tecrübe ve özgüvendir. Tecrübe zaman işidir ama özgüveninizi kendiniz oluşturacaksınız.  Ukalalık çizgisine çok dikkat ederek kendine güvenen bir genç imajı çizin.  Saygılı olmak konuşurken kıpkırmızı kesilmek ya da iki büklüm oturmak değildir. Net  ve dik bir duruş sergileyin.
  18. Derdiniz “acilen bir iş bulmak”, “bir an önce bir şirkete kapak atmak” olmamalı. Akıllı bir insan anlık başarıya değil sürecin tümüne bakar. Sakince karar verin.
  19. İlk etapta maaşın birinci önceliğiniz olmadığını bilin ama hakkınız olanı istemekten de çekinmeyin. “Ne kadar maaş talep ediyorsunuz?” sorusunu cevapsız bırakmayın.
  20. En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. İyi bir iş bulduysanız “acaba bunu seçersem daha iyisini kaçırır mıyım?” diye düşünmeyin. Armudun sapı, üzümün çöpü bitmez. Zaman kaybetmeyin.

Son olarak. Babanız sizin babanız olmakla beraber para babası da olabilir, iyi bir şirketi olabilir. Yapacağınız en büyük hata ilk günden baba (aile) şirketine gitmektir. Gidin burnunuzu sürttürecek bir şirkette 1-2 sene aralığında çalışın.

Amaaan, daha gencim hele dur, hayatı planlamayayım, kader kısmet hayırlısı derseniz bilin ki siz dümeni boşta bir gemisiniz, hasbelkader başarılı da olabilirsiniz, karaya da oturabilirsiniz.

Şşşt, sakin! Heyecan yok, planlı programlı ve akıllı olursanız çok güzel bir hayat sizi bekliyor.


gizli_kamera

Sevgili okuyucular, değerli dostlar. Blogumu yazmaya başlayalı tamı tamına 3 yıl oldu. 2008 yılında başladığım bu keyifli serüveni  gücüm kuvvetim yettiğince sürdürmek istiyorum. Bakalım bu yolculuk ne kadar sürecek.

3. yıl sürprizi olarak blogumu okuyanlara küçük ve keyifli bir uygulama yaptık.

Bilgisayarınızda kamera varsa bir poz verin ve gülümseyin. Hatıra niyetine..

 

Uzun zamandır ilgiyle takip ettiğim bir program var. Malumunuz BBG Evi konseptleri halihazırda televizyon dünyamızın hafızalarından silinmemişken, çok güzel bir yaklaşımla bu konsepti çok güzel bir hale getirmiş TRT Okul.

18-24 yaş arası Gençler bu akademiye katılıyor ve halk onları internet üzerinden yönetiyor. Aynı zamanda kendilerini geliştiriyorlar, aynı zamanda eğitimler alıyorlar.

Ben de bu hafta ( 19 Mayıs Perşembe Günü Saat 15.00) de bu programda KontrolSende evine gireceğim ve onlar beni hiç tanımıyorken sohbet etmeye başlayacağız.

Çok doğal ve spontane bir konsept olacak ben kendi adıma heyecanlıyım. Güzel olacağını umuyorum.

Siz de en azından izleyici olarak  katılmak isteyebilirsiniz  diye bir de Facebook Event oluşturduk. Buyurun o da burada

Geçtiğimiz günlerde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yaşadık. Birer çiçek aldık hayatımızdaki kadınlara ve görevimizi tamamlamanın rahatlığıyla bir çentik attık duvardaki “Önemli Gün ve Haftalar” tablosuna.

O gün bir konferansta dinlediğim bir örnek bütün ezberlerimi bozdu kadınlarla ilgili.

Sahi, KADIN KOLLARI ne demek oluyor yahu?

Çok ironik değil mi?

Bu ironi tüm partilerin başkanlarının erkek olduğu bir siyasal düzlemde çok göze batmıyor belki.

Ama bir de Çiller dönemi DYP’sini düşünün?

Partinin başkanı bir kadın. Ama geri kalanı erkek. Haa bir de üstüne hepsinden gayrı, ayrılmış, farklı bir dal olarak “Kadın Kolları” var.

Gençlik kollarını bir nebze anlayabiliyorum, PAF Takımı usulü..

Ama biri bana anlatsın, bu Kadın Kolları ne işe yarıyor?

*    *    *

Kadınların meclisteki azınlığından bahsedip dururuz. Ya bu “Kadın Kolları” gibi “siz bu odada takılın, biz partiyi yönetirken de uslu uslu oynayın” odalarına tıkılmışlıkları? Sizce de bütün bu eşitsizliğin kökeninde aklımızdan, beynimizden bir türlü çıkaramadığımız bilinçaltı değer yargılarımız yok mu?

Kadın erkekle eşittir!” diye bağıran kişi esasen kendi bilinç altına bağırıyor.

Zira “Eşit değildir!” diyen de yok ki ortada..?

*     *     *

Kadın Kolları’nın derhal partinin her noktasına nüfuz etmesi ve böyle bir dayatmalı kısıtlamanın bir an önce kaldırılması gerekli bana göre.

Aksi takdirde “sen elinin hamuruyla bu işlere karışma“yı daha çoook uzun yıllar duyarsınız sevgili hanımlar.

saadet-zinciri

Defalarca sorulduğu için sonunda bir yazı ile cevap vermeye karar verdim. Konu Saadet zinciri tipi  Network Marketing

Öğrenciler ve ev hanımları, temiz ve saf duygulara sahip oldukları için midir, ek gelire duydukları ihtiyaçtan doğan zaaftan mıdır bilemiyorum birtakım kötü niyetli Piramit tipi network marketing şirketlerinin ağlarına çok kolay düşüyorlar.

Bu konu geçen sene bir konferansta bir öğrenci arkadaşım bana Quest.net’i sormuştu, bilgim yoktu ama “Bu konu midemi bulandırıyor, iyice araştır” yanıtını vermiştim. Üzerinden birkaç gün geçmeden Quest.net ile ilgili bir gazetede tam sayfa bir haber gördüm bu şirket hakkında.

“18 Questnet’çi dolandırıcılıktan tutuklandı”

“Hepsini niye aynı kefeye koyuyorsunuz ki?” diyenler olabilir. Yazıya başlarken hepsini aynı kefeye koyarak başladım fakat yazıyı yayınladıktan sonra beni arayan ve Network Marketing’in Türkiye’deki sayılı uzmanlarından olan Enes Olgun un da hatırlatmasıyla hepsini aynı kefeye koymanın o sektörde iş yapan düzgün firmalara haksızlık olacağı fikrine haiz oldum.

Quest.net gibi, yüksek kâr sağlayacağını vaat eden ve ürün bazlı olmayan Piramid tipi Network Marketing aldatmacadır! Katılmayın! Kanmayın! Kandırmayın! Kandırılmayın!

Quest.net Türkiye’de 75.000 insanı mağdur etmiş. Bu 75.000 aile demek. Her ailede ortalama 4 birey varsa, bu 300.000 vatandaş demek. Belki bu yazıdan dolayı kızacaklar, çok umursamıyorum.

Neden hayır diyorum

Eski Saadet zinciri, yeni Quest.net  tarzı zincir sistemlerde  her zaman kasa kazanır. Yani bu düzenin düzenbazı.. Birilerinin zarar gördüğü bir düzenin kazananı olmak ticaret yapmak da değildir para “kazanmak” da.. Para çalmanın daha kolay yolları da var!

Bana bu gibi bir sistemin Türkiye’deki 1 numarası olan adam geldi ve “Ömer sen 2 numara ol ve bütün sistem bizim altımızda oluşsun, inanılmaz paralar kazanırız” dedi. Bir saniye düşünmeden reddettim. Şimdi geriye dönüp baktığımda çok doğru bir karar vermişim diyorum. Birileri çalışacaktı, ben kazanacaktım.. Başkasının alın terini evime götüreceğim ekmeğe harç edecektim. Olmayacaktı.. Olmadı..

Helal-haram kavramlarını bilmeye ya da uygulamaya gerek bile yok bu sistemlerden uzak durmak için. Vicdan sahibi olmak yeterli. Adaletli olmayan her sistem çöker. Zaten bu sistemleri kuranlar da “Bu sistemden kazanabildiğimizi kazanalım, çökmeden önce” gözüyle bakıyorlar.

İşin ürün satış odaklı olan kısmını ayrı tutuyorum, saadet zinciri ya da Quest.net tarzı sistemler için aman ha gençler.. Kolay para kolay kazanılmaz. Lütfen, lütfen ve lütfen uzak durun.

Gidin bir tornacıda giyin yağlı tulumu, ayda 500 lira geçsin elinize ama yine de başkasının sırtından para kazandıran sistemlerden uzak durun.

Not : Türkiye’de bu işi doğru düzgün yapan ciddi kurumlar var. Ama Quest.net gibi kurumlar da sık sık araya karışabilir. O yüzden çok çok dikkatli olunması gerekiyor. Ciddi şirketlerle (denetlenen, vergi veren şirketlerle) hokkabazları ayırmak gerekiyor. Çok araştırma, bol soruşturma gerekiyor..

Maalesef hepimiz isteriz, değil mi?

Bu elbette mümkün değil. Ama en azından böyle bir ihtimalin kimileri için geçerli olduğunu hatırlatıp kargo şirketleriyle anlaşmalı olanları uyarmak istedim.

Biz XX Kargo şirketiyle uzun yıllardır anlaşmalıyız Desnet‘te. Öyle bir şey yaşadık ki yakın zamanda, ağzımız açık kaldı.

Sürekli kargolar gönderdiğimiz için faturaları, tutarları ya da adetleri takip etmek kolay değil. Kargo şirketi aylık bırakıyor tüm faturaları.

Uyanığın biri ne yapmış biliyor musunuz? Akşam vakti gitmiş kargo şirketine, “Ya kusura bakmayın, ben Desnet’ten geliyorum, şu kargomuzu Magadaskar’a (attım) göndermek istiyorum.” demiş.

Kargo çalışanı ne yapsın? Kimlik kontrolü mü yapsın? Yapamaz tabii..

Hop! Alıyor kargoyu, gönderiyor. Sadece gönderen kısmında Desnet yazıyor.

Araştırmalar sonucu fark ettik bu durumu. Tabii bu anlamda bir kontrol mekanizması kurduk ama elbette bir çok şirkette bu mekanizma yok.

Şirket sahipleri, yöneticileri, çalışanları.. Aman dikkat!